Kartalkaya’daki Grand Kartal Otel yangınının 1. yılında, 78 kişinin yaşamını yitirdiği facia için anma düzenlendi. Saat 03.17’de otel önünde toplanan aileler karanfil bıraktı, mum yaktı. Aileler, ihmaller zincirinin hesabının sorulmasını ve “Kartalkaya adaletinin” sürmesini talep etti.
Bolu’nun Kartalkaya kayak merkezindeki Grand Kartal Oteli’nde, 21 Ocak 2025 tarihinde meydana gelen yangında 34’ü çocuk 78 kişi hayatını kaybetti, 133 kişi yaralandı.
Faicanın yıl dönümü kapsamında yangının yaşandığı saat 03.18’de otel önünde anma töreni düzenlendi.
Havanın sıfırın altında 15 derece olduğu dondurucu soğukta toplanan aileler, yangında hayatını kaybedenlerin fotoğraflarının ve isimlerinin bulunduğu pankartlar astı, karanfiller bıraktı ve gökyüzüne dilek balonları uçurdu.
Otel duvarına ise kaybedilen 78 kişinin isimleri yansıtıldı.
Ceren Yaman Doğan ve 16 yaşındaki kızı Lalin Doğan’ı kaybeden Rıfat Doğan, “Bizim hayatımızın rengini ve tadını aldılar. Hayat devam ediyor belki ama biz yaşayan ölüleriz” diye konuştu.
Yangında oğlunu kaybeden Serpil Gençbay da Bakanlık görevlilerinin yargılanması çağrısında bulundu ve “Herkes hak ettiği cezayı alsın. Kimsenin yaptığı yanına kalmasın, bizim çocuklarımız da orada rahat uyusun” dedi.
Oğlunu kaybeden Eray Mercan da “ Bu çocukların yaptığı mücadele boşa gidemez, bu canlar boşa kaybedilemez. Bu ceza 76 canımızı, Alp’i ve Yiğit’i geri getirmeyecek ama aynı sorun yaşanmasın, bu çocukları fedakarlığı boşa gitmesin istiyoruz” ifadelerini kullandı.
Yangının ilk anında otelden çıkan ancak mahsur kalanları kurtarmak için tekrar içeriye girin oğlu Yiğit Gençbay’ı kaybeden Danıştay 9. Daire Başkanı Abdurrahman Gençbay, “Organize bir kötülüğün içinde canlarımızı kaybettik. Ben de evladımı kaybettim. Bu felaketten çıkmış olmasına rağmen içerde kalan acılı insanların yardım çığlıklarına duyarsız kalamayarak arkadaşı Alp ile birlikte tekrar o ateşin içine girerek kaybetti evladım. İyilik adına oraya girdi ve o uğurda da hayatını kaybetti. Acılarımız hiç dinmedi, hep üstüne koyarak, artarak devam etti. Bu süre içerisinde tutunduğumuz bir tek şey vardı, o da adaletti; adalete olan inancımızdı. Soruşturma başladı, Meclis’te komisyonlar kuruldu, duruşmalar yapıldı. İlmek ilmek ekleyerek adeta iğneyle kuyu kazarak adaletin tecelli etmesi noktasında herkes elinden geleni yaptı” dedi.
“Yargıya güvenin en alt seviyelerde olduğu bir aşamadayken bu karar toplumda bir ışık oldu”
Yargılama sonucunda verilen kararları hatırlatan Gençbay, şöyle devam etti:
“Bu karar gerçekten adil bir yargılama sonunda verilen karar toplum vicdanında yerini buldu. Adeta bu şekilde başka acılarla yanan insanların ‘Kartalkaya’daki adaleti istiyorum’ diyecek kadar markalaşan bir karar oldu. O nedenle bu karar toplumda karşılığını buldu, vicdanlarda yerini aldı. Yargıya güvenin en alt seviyelerde olduğu bir aşamadayken bu karar toplumda bir ışık oldu. İnsanların yargıya olan güven algısı değişti. Cezasızlık algısının toplumdan kalkacağı noktasında bir düşünce oluşmaya başladı. O nedenle bu karara sahip çıkmamız gerekiyor. O nedenle bu karara dokundurtmamamız gerekiyor ve sonuna kadar da arkasındayız. Ancak yine hep söylediğim gibi bu yargılama eksik başlamıştı. Bu işletme sahiplerini denetlemekle görevli olan Turizm Bakanlığı’nın denetlemeden sorumlu kamu görevlileri, buradaki misafirlerin ve çalışanların can güvenliğinden sorumlu olan iş sağlığı ve güvenliği açısından denetleme görevi olan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nda denetlemeden sorumlu kamu görevlileri, verilen kararın da dayanağı olan bilirkişi raporunda açıkça ifade edilmiş olmasına rağmen birinci derecede bu olayın oluşmasında sorumlu olmalarına rağmen bunlar hakkında ilgili bakanlıklar ve bakanlar tarafından soruşturma izni verilmemesi nedeniyle bunların yargılanması açısından yargının önüne bariyer konmuştu.”
Uğraşları sonucu bazı kamu görevlileri hakkında soruşturma izni verildiğini hatırlatan Gençbay, “Ancak bu kişiler hala görevlerinin başındalar ve delillerin üzerinde oturmaya devam ediyorlar. Biz Turizm Bakanlığı’na müracaat ederek bu kişilerin derhal açığa alınmalarını talep ettik. Ama olumlu bir karşılık bulamadık. Cumhuriyet Başsavcılığı’na da başvurduk taleplerimiz devam ediyor. Davanın açılmasını bekliyoruz” diye konuştu.
“Önce bizi bir yıl acıyla yoğurdular, bizim hayatımızın rengini ve tadını aldılar. Hayat devam ediyor belki ama biz yaşayan ölüleriz” diyen eşi Ceren Yaman Doğan ve 16 yaşındaki kızı Lalin Doğan’ı kaybeden Rıfat Doğan, şunları söyledi:
“Davadan çıkan karar emsal karar. Bu bizim hukuka olan güvenimizi bir kez daha tazeledi. Şimdi aynı durumu kurumlar için de bekliyoruz. Herkesin hak ettiği cezayı alacağına inanıyoruz. Mücadelemize devam ediyoruz. Mahkeme heyeti ve Başkanı’na olması gereken kararı vermiş olduğu için teşekkür ediyorum. Ama Savcılık makamı tüm deliller ve şahitler aleyhine olmasına rağmen yargılama aşamasında ne olduğunu anlamadığımız bir şekilde bir anda yönetim kurulunun cezasını olası kasttan, bilinçli taksire düşürülmesini istedi. O da yetmezmiş gibi yemeyip içmeyip bir de istinafa taşıdı kararı. Neden böyle bir şey yaptığını anlamıyoruz. Ben Bolu’da yaşıyorum bu sanıklar bizzat yönetimin içindeydi. Savcılık makamına sadece şunu söylemek istiyorum; evlerine gidip karılarına sarılıp çocuklarını öptükleri zaman gözlerinin önüne 78 canın cansız bedeni gelsin ki verdikleri kararın neden fikirlerini değiştirdiyse o değişen fikri bir sorgulasınlar.”
Yangında oğlu Alp Mercan’ı kaybeden Eray Mercan ise duygularının çok kırılgan olduğunu kaydetti ve kendilerini “yaşayan ölüler” olarak gördüklerini söyledi. “Görüntü itibarıyla sanki yaşıyormuşuz gibi görünüyor ama ruhen yaşamıyoruz” diyen Mercan, oğlunun kıyafetleriyle anmaya geldiğini belirtti ve şöyle devam etti:
“Bazı filmlerde olur durdururlar, ben de bizim hayatımızın durduğunu düşünüyorum, bir yılın geçtiğine hiç inanmıyorum. Bugün buraya geldik, sanki o gün yangın gününe geri gelmiş gibiyiz. Buraya gelmemiz çok zor bir şey ama anmamız gerekiyor. Bir kahramanın, bir şehidin ruhu çok yücedir. Biz inşallah ona yakışan bir baba, bir ebeveyn oluruz. Bugün oğlumun kıyafetleriyle geldim. Onu yaşatıyoruz. Bilekliğini takıyorum, onun montunu giyiyorum. Bana uyan kıyafetlerini giyiyorum. Onunla birlikte yaşıyoruz. Toplumda Alp ve Yiğit’e olan bir sevgi seli var. Her gittiğimiz yerde Alp’in babası olarak kabul edilmek, bu şekilde bilinmek acıyı hafifletmiyor ama biraz teselli oluyor. Allah kimsenin başına vermesin. Hayatında ilk defa kendisi için bir organizasyon düşünmüş, kayağa gelmiş ve o da bu şekilde sonuçlandı. Vurdumduymaz insanların, sorumsuz insanların tedbirsiz misafir kabulleriyle, para hırsıyla bu noktaya gelinmesi çok acı bir şey.
Cezaya itiraz etmesini kabullenemiyorum vicdanımda. Çocuklarımızı kaybetmememiz, hiç yerine kaybetmememiz lazım. Bu toplum vicdanında kabul görmüş bir karar. Türkiye’de bu cezanın ağır olduğu konusunda hiç kimsede bir tereddüt yok. Sayın Cumhurbaşkanımız da cezaların yerinde olduğunu dile getirdi. Ben yargıya güvenmek istiyorum. Bu çocukların yaptığı mücadele boşa gidemez, bu canlar boşa kaybedilemez. Bu ceza 76 canımızı, Alp’i ve Yiğit’i geri getirmeyecek ama aynı sorun yaşanmasın, bu çocukları fedakarlığı boşa gitmesin istiyoruz.”
Yangında oğlunu kaybeden Ankara 11. İdare Mahkemesi Başkanı Serpil Gençbay da “Bir yıl… Şimdi diyorum ki her gün ağladık, öldük o bir yıl nasıl geçti. Kabus gibi, hızlı geçer ve anlamazsınız ya.. Şimdi sanki otelde o günü yaşadık. Nasıl bir yıl dayanabildik bilmiyorum. Kabus gibi her gecemiz, her günümüz. Bütün sorumluların cezalarını almalarını istiyoruz. Birinci dava sürecinde de anladık ki bu tek başına bir kusur değil. Geçmişten başlayan günümüze kadar süren eksiklik, yanlışlık, kusur, hata… Aradığınız ne varsa bu davada var aslında. Bu nedenle asıl mücadeleler bundan sonra da başlıyor ve devam edecek. Bizleri bir nebze olsun ayakta tutan da bunlar olacak. Herkes hak ettiği cezayı alsın. Kimsenin yaptığı yanına kalmasın, bizim çocuklarımız da orada rahat uyusun. Biz de bu acıyla bir şekilde ömrümüzün sonuna kadar yaşamaya devam edeceğiz” diye konuştu.
Bolu Kartalkaya’daki Grand Kartal Oteli’nde 21 Ocak gecesi meydana gelen yangında 34’ü çocuk, 78 kişi hayatını kaybetti, 133 kişi yaralandı.
Türkiye’yi yasa boğan otel yangını, dünya tarihinde en fazla can kaybının yaşandığı otel yangınlarından biri olarak kayıtlara geçti.
Facianın ardından bir günlük ulusal yas ilan edildi, çok sayıda ülkeden taziye mesajları geldi. TBMM’de yangını araştırmak üzere bir komisyon kuruldu.
Okulların yarıyıl tatili sırasında, 21 Ocak 2025’te yaşanan facia sonrası sorumluların tespiti tartışmaları yaşandı, otel sahibi ve çalışanlarının yargılandığı 7 Temmuz’da başlayan davada, 31 Ekim’de karar çıktı.
Yapılan teknik incelemeler ve bilirkişi raporları, yangına çok sayıda ihmalkarlığın yol açtığını ortaya koydu. Otel sahibi, yöneticileri ve ilgili kamu görevlileri de dahil olmak üzere 32 şüpheli hakkında dava açıldı. Yargılama, Bolu’da özel olarak hazırlanan bir salonda yapıldı.
Mahkeme, otelin sahibi Halit Ergül’ün de aralarında olduğu 11 sanığa, yangında hayatını kaybeden 34 çocuk yönünden 34’er kez müebbet, 44 yetişkin yönünden de 44’er kez 24 yıl 11’er ay hapis cezası verdi.
Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı ise aralarında otelin yönetim kurulu üyeleri Emine Murtezaoğlu, Ceyda Hacıbekiroğlu ile Elif Aras, otel müdürü Zeki Yılmaz ve Bolu İl Özel İdaresi’nde görevli sanıkların cezasını fazla bularak kararı istinafa taşıdı.
Bolu 1. Ağır Ceza Mahkemesi, 31 Ekim’de açıkladığı kararla otel sahibi Halit Ergül dahil 11 sanığı, çocukların ölümü yönünden 34’er kez ağırlaştırılmış müebbet, yetişkinlerin ölümü yönünden ise 44’er kez 24 yıl 11 ay hapis cezasına çarptırdı.
Ancak Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı, otel sahibinin aile üyeleri ve bazı kamu görevlileri için verilen “olası kastla öldürme” suçlamasını ve cezaları ağır bularak kararı istinaf mahkemesine taşıdı. Savcılık, bu sanıkların “bilinçli taksirle öldürme” veya daha hafif “taksir” suçlarından cezalandırılmasını talep etti.
Ana dava karara bağlanmış olsa da, Kültür ve Turizm Bakanlığı gibi kurumlardaki bazı yetkililer hakkındaki soruşturmalar devam ediyor. Faciada yakınlarını kaybeden aileler, sorumluların gerektiği gibi cezalandırılması için hukuki mücadelelerini sürdürüyor.
1
Aliağa’da Gaz Zehirlenmesi: 1 Ölü, 3 Ağır Yaralı!
7597 kez okundu
2
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, 9. Paket Çalışmalarını Başlattı!!
5664 kez okundu
3
Trabzonspor – Fenerbahçe Derbisinde Olaylar: 13 Taraftar Gözaltına Alındı
5214 kez okundu
4
Adıyaman’da 70 Yaşındaki Adamın Cenazesi Bulundu
4088 kez okundu
5
İZSU’da büyük değişim: Yeni atamalar yapıldı!
3949 kez okundu