Gezi Direnişi’ni organize etmekle yargılanan Ayşe Barım hakkında açılan dava bugün sonuçlandı.ID iletişim’in sahibi menajer Ayşe Barım bugün İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nce görülen ve saat 10.00 civarında başlayan davanın üçüncü duruşmasında hâkim karşısına çıktı.Mahkeme Barım’a, “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım” suçundan “iyi hal” indirimiyle 12 yıl 6 ay hapis cezası verdi. Savcı ise mütalaasında Barım için “hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçundan ağırlaştırılmış müebbet talep etmişti.
Barım bugün görülen karar duruşmasında mütalaaya ilişkin şunları söyledi:”2025 yılının ocak ayından bu yana yaşamadığım bi sürecin içerisindeyim . Ben hiçbir suç işlemedim, oyuncuları asla gezi parkına yönlendirmedim. Hayatımda siyasi şeylere hiçbir şekilde müdahil olmadım. Şu anda bir kalp pili ve elektroşok cihazıyla hayatıma devam ediyorum. Açık kalp ameliyatı olacağım. Tüm tanık ifadeleri lehineyken çok ağır bir şekilde cezalandırılmam istenmiş. Ben suçsuzum, avukatlarım da gereken hukuki açıklamayı yapacaktır. Ben sadece işiyle ilgilenen bir kadınım. Bu süreçte sağlığım çok etkilendi, sizden beraatimi istiyorum.” şeklinde konuştu.
Barım’ın ardından avukatlar esas hakkındaki mütalaaya ilişkin beyanlarını sundu.
İlk olarak konuşan Avukat Sedat Özyurt, savunmasında şunları söyledi:“Biz burada olmayanı ispat etmeye çalışıyoruz. Hiçbir şey yapmayan sanığın suç işlemediğini ispat etmeye çalışıyoruz. Anayasa’ya göre kanunsuz suç olmaz. Bu dosya kapsamında kanunsuz bir suç isnadı var ve mütalaa hiçbir delile dayanmıyor. ‘Kanunsuz suç ve ceza olmaz’ ilkesi Anayasa’nın 38’inci maddesinde düzenlenmiştir.”
Özyurt, dosya kapsamında suçlamaya konu edilen cebir ve şiddet unsurunun ispat edilmediğini, sanatçıların Ayşe Barım’ın talimatıyla değil, kendi iradeleriyle Gezi Parkı’na gittiklerinin kanıtlandığını belirtti.Özyurt, “Sanığın cebir ve şiddet içeren hiçbir eylemi yoktur; cebir ve şiddeti öven herhangi bir eylemi ya da paylaşımı da bulunmamaktadır. Aynı şekilde ID İletişim oyuncularının da cebir ve şiddet içeren bir eylemi ya da cebir ve şiddeti öven herhangi bir sözleri yoktur” dedi. Özyurt ayrıca oyuncular Halit Ergenç ve Ceyda Düvenci’nin dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüştüğünü, bu görüşme için isimlerinin Ankara’dan belirlendiğini söyledi. “Onları oraya Ayşe Barım göndermiş de olsa, bu durum, görüşmeye katılanların ülkenin seçilmiş başbakanıyla demokratik çözüm süreçleri kapsamında bir temas kurduğunu gösterir” ifadelerini kullandı.Barım’ın ifade özgürlüğü, toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı ile basın özgürlüğü çerçevesinde hareket ettiğini vurgulayan Özyurt, “Ayşe Barım eylemlerin hukuka aykırı olduğunu düşünmemiş, aksine hukuka uygun olduğunu düşünmüştür” dedi.
Avukat Aslı Kibar ise Gezi ana davasında verilen Yargıtay kararlarını hatırlatarak, Mücella Yapıcı, Hakan Altınay ve Yiğit Ali Ekmekçi hakkında Yargıtay tarafından beraat kararı verildiğini, suç vasfının değiştirilerek 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu kapsamında değerlendirme yapıldığını belirtti. Kibar, bu karar doğrultusunda Ayşe Barım’ın da beraat etmesi gerektiğini söyledi. Kibar ayrıca Gezi-Çarşı davasına ilişkin Yargıtay kararını hatırlatarak, bu dosyada da suç vasfının değiştirildiğini, 2911 sayılı Kanun kapsamında yargılama yapıldığını ve sonuç olarak beraat kararı verildiğini ifade etti.
Avukat Aslı Kibar, Ayşe Barım’ın Gezi Parkı eylemine yalnızca bir kez ve mesleki amaçla gittiğini söyledi. Kibar, “Ortada cebir ve şiddet ya da herhangi bir suç yoktur. Heyetinizden, Yargıtay kararları ile hukuk ve vicdana uygun şekilde beraat kararı verilmesini talep ediyoruz” dedi.
Avukat Deniz Ketenci ise savunmasına dosyayı sunulan deliller açısından ele alarak başladı. Ketenci, Barım hakkındaki soruşturmanın bir ihbarla başladığını, bu ihbar ve eklerinde suçun işlendiğine dair herhangi bir delil bulunmadığını belirterek, “Bu soruşturma delilsiz şekilde başlamıştır” dedi. Ketenci, “Sayın hâkim, ihbarcıya bizzat sordunuz. İhbarcı, sosyal medyada okuduklarını ihbara yazdığını ve Ayşe Barım’ı tanımadığını söyledi. ‘Hangi motivasyonla bu ihbarı yaptınız?’ sorusuna ise ‘Vatandaşlık hassasiyetiyle yaptım’ yanıtını verdi. Ayrıca tanık huzurunuzda, herhangi bir sabıka kaydı olmadığını söyledi ancak sabıkaları ortaya çıktı” ifadelerini kullandı.
Avukatların ardından konuşan Ayşe Barım son sözünde “Avukatlarımın beyanına katılıyorum, beraatımı talep ediyorum” dedi.
Daha sonra duruşmaya saat 12.10’da saat 14.00’e kadar ara verildi.
Aranın ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti, Barım’a “Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs” etme suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verdi.
Ardından bu ceza “yardım” aşamasında kaldığı için 15 yıla indirildi.
Mahkeme iyi hal indirimiyle Barım’a verdiği bu cezayı da 12 yıl 6 aya düşürdü.Hastalığı nedeniyle tedavi gören Ayşe Barım için yurt dışına çıkmamak şeklindeki adli kontrol şartının uygulanmasına devam edilmesine de karar verildi.
Duruşma savcısı dün verdiği esas hakkındaki mütalaada soruşturma savcısının “Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüse yardım etme” suçundan ceza talebini değiştirerek “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçundan cezalandırılmasını talep etti.
Mütalaada, ‘eylemlerin görünürde demokratik hak ve masum protesto gösterileri şeklinde lanse edilmesine rağmen, asıl amacın yurt genelinde kaos ve kargaşa ortamı oluşturmak ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmak’ olduğu savunuldu.Savcılık esas hakkındaki mütalaasında, “Gezi Parkı protestoları ile PKK/KCK, DHKP-C, TKP/ML-TİKKO ve MLKP ile ‘marjinal grupların’ faaliyetlerine uygun zemin oluşturulduğu ve toplumun ‘kaos ortamına’ sokulduğu” öne sürdü.
Ayşe Barım, dizi-film sektöründe tekelleşme iddialarıyla gözaltına alındı ancak 13 yıl önceki Gezi Direnişi’nin ‘planlayıcılarından’ olduğu iddia edilerek geçen yıl 28 Ocak’ta tutuklanmıştı.
Silivri’deki cezaevinde 248 gün boyunca tutuklu bulunan Barım, ajansına kayıtlı oyuncuları Gezi Parkı’na yönlendirerek “Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım” suçlamasıyla 22 yıldan 30 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılandığı davada 1 Ekim’de tahliye edildi.Sağlık sorunları da gerekçe gösterilerek ev hapsi ve yurt dışına çıkış yasağıyla birlikte verilen tahliye kararına, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, bir gün sonra itiraz etti. İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi, Başsavcılığın itirazını reddetti.
1
Urla’da Üreticilere Özel Toprak Eğitimi!
5103 kez okundu
2
Selçuk Efes Kent Belleği’nde “Herakleitos” söyleşisi
4502 kez okundu
3
Yenilikçi Girişimcilik: Kariyer Söyleşileri Başladı
4262 kez okundu
4
Karabağlar Belediye Başkanı Helil Kınay’dan Bayramlaşma
4089 kez okundu
5
Çiğli Belediyesi’nde Skandal İddia: 10 Milyon TL!
4058 kez okundu