20 Şubat 2026 Cuma
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın düzenlediği ‘Büyük Aile Sofraları’ programı, İzmir’de şehit yakınları, gaziler ve ailelerini bir araya getiren anlamlı bir iftar yemeğiyle gerçekleştirildi. Bu etkinlik, Türkiye genelinde eş zamanlı olarak organize edilen bir çalışma kapsamında yapıldı ve şehit ailelerine, gazilere destek olmak amacıyla düzenlendi.
İzmir Polis Moral Eğitim Merkezi’nde gerçekleşen programa İzmir Valisi Süleyman Elban, şehit aileleri ve gaziler katılım gösterdi. İftar yemeği boyunca Vali Elban, masaları tek tek gezerek şehit yakınları ve gazilerle birebir ilgilendi. Etkinlik, Ramazan ayının manevi atmosferinin hissedildiği bir ortamda başladı ve semazen gösterisi ile ilahi konseri gibi etkinliklerle zenginleştirildi. Gece, Kur’an-ı Kerim tilaveti ile derin bir mana kazandıktan sonra ezanın okunmasıyla birlikte ilk oruçlar yapılan dualarla açıldı.
İftar sonrası katılımcılara hitap eden İzmir Valisi Süleyman Elban, yapmış olduğu konuşmasında vatan kavramının önemine dikkat çekti. Vali Elban, yaşadığımız coğrafyanın eşsizliğine vurgu yaparak, “Öyle bir toprak parçası var ki, bunun adı dünyada çok az adlandırılan, bizim iliklerimize kadar hissettiğimiz kavram olan vatandır. Toprak parçasını vatan kılmak için o toprak harcında şehit kanı olmalıdır.” dedi. Vatan için gerekli mücadeleleri vurgulayarak, “Canını, her şeyini feda etmeye hazır bir millet olmamız lazım. Allah’a hamd olsun ki biz böyle bir milletiz.” ifadelerini kullandı.
Ayrıca, Elban, Türk milletinin her ferdinin bir kahramanlık hikayesine sahip olduğunu belirterek, “Bu milletin ailesinde; terörden, Kıbrıs’tan, Kore’den, Kurtuluş Savaşı’ndan, Çanakkale’den ve Birinci Dünya Savaşı cephelerinden şehit olmayan veya gazilik mertebesine ulaşmamış bir aile yoktur.” şeklinde konuştu. Gazi ve şehit ailelerinin aslında birbirlerine benzer durumlarda olduğunu ifade ederek, “Tek fark, bazılarımızın şehadeti ve gaziliği daha eski, bazılarımızınki daha yeni.” dedi ve bu önemli fedakarlıkların bu güzel vatanın varlığına katkı sağladığını belirtti. Elban, bu fedakarlıkların yüce devletin sonsuza dek varlığını sürdürmesine, şanlı bayrağın göklerde dalgalanmasına ve kutsal ezanın minarelerden sürekli yankılanmasına vesile olacağına inandığını da sözlerine ekledi.
Etkinliğin son kısmında, yapılan duaların ardından çekilen hatıra fotoğraflarıyla ‘Büyük Aile Sofraları’ programı sona erdi. Bu tür etkinliklerin, şehit aileleri ve gaziler için sosyal bir destek oluşturarak birlik ve beraberliği güçlendirdiği ve milletin hafızasında önemli bir yer edindiği aşikardır.
Yalova İl Jandarma Komutanlığı, uyuşturucu ile mücadele çerçevesinde yürüttüğü çalışmalar sonucunda önemli bir başarıya imza atmıştır. Samanlı köyünde yaşayan G.K. adlı bireyin, evinde hidroponik bir sistem ile uyuşturucu maddesi olarak bilinen skunk bitkisi yetiştirdiği yönünde istihbaratlar alındı. Bu bilgi üzerine, Jandarma ekipleri tarafından gerçekleştirilen operasyon, uyuşturucu ile mücadelede atılan somut adımlardan biri olarak dikkat çekti.
Yapılan operasyonda G.K.’nin evinde detaylı bir inceleme gerçekleştirildi. Burada, şüphelinin kurduğu iklimlendirme sistemi vasıtasıyla 31 kök skunk bitkisi yetiştirdiği tespit edildi. Ekipler, sadece bitkilerle kalmayıp, uyuşturucunun daha verimli bir şekilde yetiştirilmesi için kullanılan diğer ekipmanları da ele geçirdi. Operasyonun diğer bir duyurusu ise, G.K. ile birlikte İklimlendirme sistemini tasarlamak ve uygulamak üzere işbirliği yaptığı belirtilen B.O. adlı şahsın da yakalanması oldu.
Evde yapılan aramalarda, toplamda 342 gram kurutulmuş skunk maddesi, 31 kök skunk bitkisi, bir adet iklimlendirme çadırı, iki adet LED panel, iki cep telefonu ve 12 iklimlendirme sisteminde kullanılan malzemenin ele geçirilmesi, operasyondaki başarının görsel kanıtları oldu. Bu kapsamda, ele geçirilen tüm malzemeler adli makamlar tarafından incelenmek üzere el konuldu. Elde edilen bulgular, uyuşturucu ticaretinin kapsamının ne kadar geniş olduğunu ve bu tür operasyonların ne denli önemli olduğunu göstermektedir.
Olayın ardından, G.K. ve B.O. isimli şahıslar, Jandarma tarafından gözaltına alındı. Adli süreçler oldukça hızlı bir şekilde ilerledi ve kısa süre içinde bu şahıslar, sevk edildikleri adli mercilerce tutuklandı. Yapılan bu operasyondan sonra, Yalova İl Jandarma Komutanlığı tarafından yapılan açıklamalar, uyuşturucu ile mücadelede kararlılık vurgusu yaptı. Ayrıca, bu tür operasyonların devam edeceğini ve suçluların yakalanmasında halkın desteğinin önemli olduğunu belirtti.
Uyuşturucu ile mücadele, yalnızca yasaların önünde bir mesele değil, aynı zamanda toplumsal düzenin korunması ve vatandaşların güvenliğinin sağlanması açısından da büyük bir öneme sahiptir. Yalova’da yaşanan bu olay, benzer durumların engellenmesi için devletin nasıl bir disiplinle hareket ettiğini gözler önüne sermektedir. İçinde bulunduğumuz dönemde, hangi yaş grubundan olursa olsun gençlerin ve toplumun bu tür maddelerden uzak tutulması gerektiği bilinciyle, Jandarma ve diğer güvenlik güçleri, alanında eğitimli ekiplerle denetimlerini artırmaktadır.
Sonuç olarak, Yalova İl Jandarma Komutanlığı’nın gerçekleştirdiği bu başarılı operasyon, uyuşturucu ile mücadelede kaydedilen önemli bir adımdır. G.K. ve B.O.’nun yakalanması, halkın bu tür suçlarla daha bilinçli bir şekilde mücadele etmesine katkı sağlamakta ve diğer bireyleri de dikkatli olmaya teşvik etmektedir. Gelecek dönemlerde de, bu tür operasyonların sıkça gerçekleşmesi beklenmektedir.
ABD’li milyarder ve cinsel istismar suçlusu Jeffrey Epstein ile bağlantısının açığa çıkmasının ardından İngiliz Kraliyet Ailesi’nde önemli değişiklikler yaşandı. Kral III. Charles’ın kardeşi Andrew Mountbatten-Windsor, bu gelişmeler nedeniyle “prens” ve “York dükü” unvanlarını kaybetmişti. Şu anda, Andrew Mountbatten-Windsor’un kamu görevini kötüye kullanma şüphesiyle gözaltına alınması, İngiltere’de büyük tartışmalara yol açıyor. Kral III. Charles, konu hakkında yaptığı yazılı açıklamada, Andrew hakkında çıkan haberleri büyük endişeyle karşıladığını ifade etti. Kral, olayın yetkili mercilerce adil bir şekilde soruşturulması gerektiğine vurgu yaptı ve kendisinin ve aile üyelerinin bu süreçte gerekli yardımı sağlamaya hazır olduklarını belirtti. Ayrıca, yasal sürecin devam etmesi sırasında daha fazla yorum yapmaktan kaçınacağını dile getirdi.
Andrew Mountbatten-Windsor, şimdiye kadar kendisine yöneltilen tüm suçlamaları reddettiğini ifade etmiştir. Ancak, bu süre zarfında ABD Adalet Bakanlığı, Epstein ile bağlantılı olarak 3,5 milyon sayfa belge, 180 bin fotoğraf ve 2 bin video içeren belgeler yayınladı. Yayınlanan belgeler, Andrew’un 2010 yılında Singapur, Hong Kong ve Vietnam’a yaptığı ziyaretlere dair gizli bilgileri Epstein’a ilettiğini göstermekteydi. Özellikle, Andrew’un 30 Kasım 2010 tarihinde, kendisine gönderilen resmi ziyaret raporunu 5 dakika içinde Epstein’a ilettiği tespit edildi. Ayrıca, Afganistan’daki bazı “gizli” yatırım fırsatlarına dair bilgilerin de 24 Aralık 2010 tarihinde Epstein’a aktarıldığı belirtildi.
Bir başka dikkat çekici ayrıntı ise, belgelerde Andrew’un Epstein ile olan ilişkileri nedeniyle unvanlarını kaybettiği belirtilen “Dük” lakaplı şahısın, Epstein’den 26 yaşında bir Rus kadınla tanıştırılma teklifi aldığıydı. Cinsel istismar suçlusu ile yapılan yazışmalarda, iki kişinin Buckingham Sarayı’nda akşam yemeği planladığı ve Epstein’in Andrew’a bir kadınla tanıştırma teklifinde bulunduğu bilgisi yer aldı. ABD Adalet Bakanlığı’nın belgelerinde, Andrew’un bir kadınla çekilmiş uygunsuz fotoğraflarının da bulunduğu ortaya çıktı.
Prens Andrew, 17 Ekim 2022 tarihinde, Jeffrey Epstein ile olan bağlantıları nedeniyle York Dükü unvanından feragat ettiğini açıkladı. Andrew, yaptığı yazılı açıklamada, kendisi hakkındaki suçlamaların Kraliyet ailesinin imajını olumsuz etkilediğini düşündüğünü belirtti. Ailesine ve ülkesine karşı duyduğu sorumluluk gereği unvanlarını kullanmaktan vazgeçtiğini ifade etti. Buckingham Sarayı, Andrew’un unvanının geri alındığını ve Windsor Kalesi’ndeki konutundan çıkmasını talep etti. Öne sürülen gerekçe, Andrew’un Jeffrey Epstein ile olan ilişkileri olarak açıklandı ve eski prens, 4 Şubat 2023 tarihinde temasları sonlandırarak Windsor Kalesi’nden ayrıldı.
Bu olaylar, yalnızca bir ailenin içindeki skandalın ötesine geçerek, İngiltere’nin monarşisinin genel yapısını sorgulatmakta ve Kraliyet Ailesi’nin kamuoyundaki algısını etkilemektedir. Andrew’un gözaltına alınması ve açıklamaları, monarşinin geleceği ile ilgili yeni tartışmalar başlatabilir. Durum, nihai sonuçları ne olursa olsun, Kraliyet Ailesi için büyük bir kriz niteliği taşımakta ve kamuoyunda geniş yankılar uyandırmaktadır. Bu bağlamda, Charles ve ailesinin, mevcut durumu nasıl yöneteceği, monarşinin yeniden yapılanması açısından kritik bir öneme sahip olacaktır.
Türkiye genelinde konut satışları, 2023 yılı Ocak ayında bir önceki yılın aynı dönemine göre %4,7 oranında bir azalma göstererek toplamda 111 bin 480 adet olarak gerçekleşti. Konut satışlarının en yüksek olduğu iller ise sırasıyla 20 bin 412 ile İstanbul, 10 bin 207 ile Ankara ve 6 bin 618 ile İzmir olarak belirlendi. Diğer yandan, konut satışlarının en düşük olduğu iller Hakkâri (46 konut), Tunceli (50 konut) ve Bayburt (73 konut) olarak kaydedildi.
İzmir özelinde değerlendirildiğinde, Ocak ayında ilk defa satılan konut sayısı, bir önceki yılın aynı ayına oranla %7,9 düşerek bin 613 oldu. İzmir’de toplam konut satışları içerisinde ilk satışların payı %24,4 olarak gerçekleşti. Bu veriler, İzmir’deki konut pazarındaki dinamiklerin değiştiğini ve ilk satışların azaldığını gösteriyor.
İzmir’de ikinci el konut satışları da gözle görülür bir azalma yaşadı. Önceki yılın aynı ayına göre %1,7’lik bir düşüş ile 5 bin 5 ikinci el konut satışı gerçekleşti. Toplam konut satışları içerisinde ikinci el konutların payı ise %75,6 olarak belirlendi. Bu oran, İzmir’deki konut satışlarında ikinci el pazarının ne denli büyük bir yer kapladığını ortaya koyuyor.
Ancak, İzmir’de ipotekli konut satışları, bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla %4,0 oranında bir artış göstererek bin 265 olarak kaydedildi. Ocak ayında yapılan konut satışlarının %19,1’inin ipotekli satışlar olması, piyasa koşullarının ve kredi kullanım tercihlerinin değiştiğine işaret ediyor.
Yabancılara yapılan konut satışları bakımından İzmir’in durumu ise pek iç açıcı değil. Ocak ayında yabancılara yapılan konut satışı, bir önceki yılın aynı dönemine göre %29,6 oranında bir düşüşle sadece 19 olarak gerçekleşti. Ülke genelinde ise yabancılara yapılan konut satışları, Ocak ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %20,8 oranında azalarak bin 306 oldu. Bu satışların toplam konut satışları içindeki payı ise yalnızca %1,2 olarak belirlendi. Yabancılara en fazla konut satışı yapılan ülkeler sırasıyla 219 ile Rusya Federasyonu, 118 ile İran ve 77 ile Ukrayna olarak kaydedildi.
İzmir’deki konut satışlarının ilçelere göre dağılımında ise Buca ilk sırada yer aldı. Buca’da 828 konut satıldı ve bu ilçeyi 733 konut ile Menemen, 578 konut ile Torbalı, 549 konut ile Bayraklı, 479 konut ile Karşıyaka, 385 konut ile Konak, 377 konut ile Karabağlar, 361 konut ile Çiğli ve 337 konut ile Bornova takip etti. Bu verilere göre, Buca’nın konut pazarında önemli bir yere sahip olduğu gözlemleniyor.
Sonuç olarak, Türkiye genelindeki konut satışları düşüş gösterirken, özellikle İzmir’de de gözlemlenen azalmalar, sektördeki dinamiklerin değişmesine yönelik sinyaller veriyor. Ülke genelinde ve İzmir özelinde yer alan bu veriler, konut alanında yapılacak yeni yatırımlar ve stratejilerin belirlenmesi için önemli birer gösterge niteliği taşıyor.
Ticaret Bakanlığı, vatandaşların ekonomik refahını bozan, iç piyasadaki istikrarı olumsuz yönde etkileyen ve tüketicilerin arz-talep dengesinde sarsıntı yaratma potansiyeline sahip her türlü fiil için denetimlerini sürdürmektedir. 2026 yılının ilk 45 gününde, İç Ticaret Denetim Birimleri çerçevesinde gerçekleştirilen denetimler sonucu, toplamda 48 bin 122 firma ve 5 milyon 683 bin 898 ürün üzerinde kontrol yapılmıştır. Bu denetimlerde tespit edilen aykırılıklar nedeniyle yaklaşık 506 milyon lira idari para cezası kesilmiştir.
Ticaret Bakanlığı’na bağlı Ticaret İl Müdürlükleri tarafından, 2026 yılının ilk 45 gününde gıda perakendeciliği sektörüne yönelik yapılan denetimlerde ise 29 bin 626 firma kontrol edilmiştir. Bu denetimlerde yapılan incelemeler sonucunda 20 bin 79 ihlal tespit edilmiş ve toplamda 80 milyon lira idari para cezası uygulanmıştır. Özellikle İstanbul ilinde gerçekleştirilen denetimlerde aykırılık tespit edilen 10 bin 847 ürüne yaklaşık 43 milyon lira ceza kesilmiştir. Ayrıca Ankara’da 1 milyon 357 bin 149 adet ürün, İstanbul’da 885 bin 734 adet ürün ve Antalya’da 995 bin 882 ürün denetimden geçirilmiştir.
237 Milyon Liranın Üzerinde Ceza
Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürlüğü de, vatandaşların günlük hayatta taraf olduğu sözleşmeler ve haksız ticari uygulamalarla ilgili denetimlerini sürdürmektedir. 2026 yılının ilk 45 gününde denetlenen gerçek ve tüzel kişi sayısı 7 bin 999’dur. Aykırı eylemleri tespit edilen 330 kişiye toplamda 237,7 milyon lira idari para cezası uygulanmıştır. Bu kapsamda ön ödemeli konut satışları, abonelik ve mesafeli satış sözleşmelerindeki aykırılıklar nedeniyle 201 milyon lira, reklam ve haksız ticari uygulama denetimlerinde 34,4 milyon lira, ürün güvenliği denetimlerinde ise 2,4 milyon lira ceza uygulandı.
10 Bin Üzerinde Firma Denetlendi
Ticaret Bakanlığı İç Ticaret Genel Müdürlüğü tarafından, yılın ilk 45 gününde otomotiv, stokçuluk, emlak, kuyum, fahiş fiyat, haksız ticari uygulamalar ve ödeme sürelerine ilişkin 10 bin 497 gerçek ve tüzel kişi denetlenmiştir. Yapılan incelemelerde aykırı fiillerde bulunduğu tespit edilen bin 160 gerçek ve tüzel kişiye toplamda 188,3 milyon lira idari para cezası kesilmiştir. Denetimlerin sektörel dağılımında fahiş fiyat alanında 174,3 milyon lira, kuyum sektöründe 1,1 milyon lira, emlak sektöründe 7,5 milyon lira ve otomotiv sektöründe 158 bin lira ceza uygulanmıştır. Ayrıca ticari elektronik ileti ve çalışma saatlerine ilişkin ihlallerle ilgili olarak 5,2 milyon lira idari para cezası tahakkuk ettirilmiştir.
19 Firmaya 2,9 Milyar Lira İdari Para Cezası
Piyasa dengesinin korunması amacıyla çalışmalarını yürüten Rekabet Kurumu, 2025 yılında 227 firmaya toplamda 13,2 milyar lira ceza uygulamıştır. 2026 yılının ilk 45 gününde ise başta gıda endüstrisi, inşaat ve tarım-hayvancılık alanlarında faaliyet gösteren 19 firmaya toplamda 2,9 milyar lira idari para cezası verilmiştir. Ticaret Bakanlığı, enflasyon, fahiş fiyat, stokçuluk ve haksız ticari eylemlerle mücadele ederek iç piyasa dengesini sağlamak ve tüketicilerin huzurunu korumak için çalışmalarını titizlikle sürdürmeye devam edeceğini belirtmiştir.