27 Şubat 2026 Cuma
Yeni Anadolu Madencilik firmasında çalışan işçiler, Merzifon ilçesindeki kömür ocağında iş durdurma kararı aldılar. İşçiler, bir araya gelerek bu durumu kamuoyuna duyurmak için bir basın açıklaması gerçekleştirdiler. Türkiye Maden İşçileri Sendikası Merzifon Yeni Anadolu Madencilik Şubesi Başkanı Cemil Güven, işçilerin maaşlarını alamadıkları için bu kararı aldıklarını ifade etti. Güven, “Maaşımızı alamadığımız için iş durdurma hakkımızı kullanıyoruz.” şeklinde konuştu.
Cemil Güven, bu süreçte iş arkadaşlarının huzursuz olduklarını vurgulayarak, “Bu huzursuzluk yer altına da iş verimsizliği ve iş kazaları olarak yansıyor. Bunun için de tedbir alınsın. Maaşlarımız ödensin.” dedi. Güven’in bu sözleri, işçilerin mevcut durumdan duyduğu endişeyi ve taleplerini net bir şekilde ortaya koyuyor.
İşçilerin durumu, hem çalışma koşullarını hem de güvenlik önlemlerini doğrudan etkileyen bir mesele haline gelmiş durumda. Merzifon’daki kömür ocağı, Türkiye’nin kömür üretiminde önemli bir role sahip ve burada çalışan işçilerin yaşadığı sıkıntıların yalnızca kendilerini değil, aynı zamanda Türkiye’nin enerji sektörünü de etkileyeceği düşünülüyor. İş durdurma kararı, işçilerin taleplerinin aciliyetini ve önemini gösteriyor.
Bu tür eylemler, madencilik sektörü gibi tehlikeli ve zorlu şartlarda çalışan işçilerin haklarını koruma adına önem taşımaktadır. İşçilerin, haklarını almak için yapacakları bu tür girişimler, sadece kendi çalışma koşullarını değil, aynı zamanda sektördeki genel standartların iyileştirilmesine de katkı sunabilmektedir. Dolayısıyla, bu durumda tüm dikkatler Yeni Anadolu Madencilik firması ve yetkililerin üzerine çevriliyor.
Sonuç olarak, Yeni Anadolu Madencilik işçilerinin yaşadığı maaş sorunları sadece bireysel bir mesele olmaktan öte, sektördeki genel işçi hakları ve çalışma koşullarının sorgulanmasına neden olmaktadır. İş durdurma kararının arka planında yatan huzursuzluk ve kaygılar, işçilerin gözünde güvenlik ve yaşam koşullarının iyileştirilmesi gerekliliğini ortaya koymaktadır. Cemil Güven’in dile getirdiği “tedbir alınsın” çağrısı, yalnızca bu firmanın çalışanlarını değil, tüm madencilik sektöründeki işçilerin durumunu gözler önüne seriyor.
Subaşı Mahallesi’nde 2023 yılı Ekim ayının ortalarında, saat 14.45 civarında bir geri dönüşüm tesisinde yangın çıktı. Yangının çıkış nedeni henüz belirlenemedi. Olayı gören çevre sakinleri durumu hemen yetkililere bildirdi. Bu ihbar üzerine, çok sayıda itfaiye ve polis ekibi hızlı bir şekilde olay yerine intikal etti. Yangın, geri dönüşüm tesisindeki yanıcı materyallerin etkisiyle hızla büyüyerek, bitişik bir fabrikaya da sıçradı. Yangın sonucu oluşan dumanlar, gökyüzünü kaplayarak ilçenin farklı bölgelerinden dahi görülebilir hale geldi.
Olay yerine ulaşan itfaiye ekipleri, her iki tesisteki alevleri kontrol altına almak için hızlı bir müdahale başlattı. Çalışmalarda, yangının daha fazla alana yayılmasını önlemek amacıyla büyük bir çaba sarf edildi. Güvenlik güçleri, yangının bulunduğu çevrede emniyet önlemleri alarak, vatandaşları olay yerinden uzaklaştırmaya çalıştı. İtfaiye ekiplerinin yangını söndürme çalışmaları aralıksız bir şekilde devam ederken, bölgedeki endişe verici durum dikkat çekti. Yangının daha fazla can veya mal kaybına yol açmaması için tüm önlemler titizlikle uygulanıyordu.
Yangının kontrol altına alınma süreci, hem itfaiye ekiplerinin hangi teknikleri kullandığı hem de olay yerindeki güvenlik önlemleri açısından önemli bir etkinlik sergiledi. Ekipler, yangın söndürme aracı ve ekipmanlarıyla, yoğun duman ve alevlerle mücadele ederek, ek yangınların çıkmasını engellemeye çalıştı. Yangın söndürme çalışmalarında, çevredeki halkın da güvenliği ön planda tutuldu. İtfaiye ekibinin yanısıra, sağlık ve güvenlik birimlerinin hazır bulundurulması, olası yaralanmalara karşı tedbir olarak değerlendirildi.
Bölgedeki diğer işletmeler ve tesisler de olaydan etkilenmemek adına, güvenlik nedeniyle bir süre kapalı kaldı. Yangının büyüklüğü nedeniyle, hemen hemen her noktadan görülebilecek yoğun dumanın, çevredeki halk arasında tedirginliğe neden olduğu anlaşıldı. Çevredekiler, yangının büyüme ihtimaline karşı, panik içinde tahliye işlemine katıldılar. Bu durum, olağanüstü hal algısını güçlendirdi. Geri dönüşüm tesisinin, özellikle yoğun yanıcı materyalleri barındırması nedeniyle, yangın kontrol altına alınamazsa daha büyük zarara yol açabileceği endişeleri de dile getirildi.
Son olarak, itfaiye ekiplerinin yürüttüğü bu yoğun çalışma, hem yangının büyümesini engelledi hem de, bölgedeki diğer tesislerde de olabilecek riskleri minimize etti. Yangın kontrol altına alındığında, yetkililerin yapacağı incelemelerle birlikte olayın ne zaman ve nasıl başladığını anlamaya yönelik detaylı bir rapor hazırlanması bekleniyor. Yangının, geri dönüşüm tesisindeki hangi materyallerin tutuştuğu, yangının genişlemesine neden olan etkenler hakkında bilgi toplama süreci de başlatılacak. Yangının söndürülmesinin ardından, bölgedeki diğer tesisler ve halk için durumu stabilize etmek üzere yeni önlemler alınacak.
Başkan Tugay, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından yürütülen hukuki mücadelenin ilk aşamada olumlu bir sonuç aldığını belirtti. Bu durumun İzmir adına önemli bir kazanım olduğunu vurguladı.
Tugay, mesajında şu ifadeleri kullandı: “Sevgili İzmirliler, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından el konulmaya çalışılan Meslek Fabrikamız için açtığımız davada mahkeme, tahliye işlemlerini yargılama sonuna kadar tedbiren durdurmuştur. İzmir’in hakkı için verdiğimiz hukuki mücadelemiz ilk aşamada olumlu sonuçlandı. Bu güzel haberi İzmir’le paylaşmaktan mutluluk duyuyorum. Desteğiniz için çok teşekkür ediyorum.”
Mahkemenin verdiği tedbir kararı ile birlikte, Meslek Fabrikası’na yönelik tahliye süreci, dava sonuçlanıncaya kadar askıya alınmış oldu. Böylece, ihale sürecinin yargılama sonucu beklenirken durdurulması, İzmirli vatandaşlar açısından önemli bir gelişme olarak değerlendirildi.
Mahkemenin ara kararına göre, tahliye işlemleri geçici olarak durdurulmuşken, davanın esasına ilişkin yargılama süreci devam edecek. Nihai kararın verilmesinin ardından ise Meslek Fabrikası’nın hukuki statüsüne dair kesin bir hüküm verileceği öğrenildi.
Bu karar, İzmir kamuoyunda geniş yankı uyandırırken, belediye yönetimi sürecin yakından takip edileceğini vurguladı. Başarılı bir hukuki mücadele örneği olarak değerlendirilen bu durum, vatandaşlar açısından da umut verici bir gelişme olarak görülüyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin, kentinin haklarını korumak için attığı adımlar, sürecin olumlu bir ilerleme göstermesi açısından önemli bir kaynak oluşturuyor.
Açıklamada, Tugay’ın İzmirlilere hitap ederek, olayı daha kişisel ve samimi bir hale getirerek toplumsal bağları güçlendirmeyi amaçladığı da görülüyor. Böylece, İzmir halkının büyük bir desteği arkasına alarak süreci daha etkili bir şekilde yönlendirmesi hedeflenmektedir.
Sonuç olarak, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Meslek Fabrikası üzerindeki hak iddialarına yönelik hukuki mücadele, olumlu bir başlangıç yapmış ve bu süreçte hem yerel hem de ulusal basında geniş yer bulmuştur. Sürecin nasıl ilerleyeceği ve nihai kararın ne olacağı ise, ilerleyen zamanlarda netleşecektir. İzmir’in haklarının korunması adına verilen bu mücadele, belediyenin kararlılığı ve toplumsal destekle birleşince, önemli bir kazanım oluşturma potansiyeline sahiptir.
Bayraklı İlçe Emniyet Müdürlüğü Devriye Ekipler Amirliği, ilçe genelinde şüpheli şahıslara yönelik yürütmekte olduğu saha çalışmaları sırasında dikkat çeken bir olaya imza attı. Ekipler, yaptıkları rutin kontroller esnasında, Ö.A. isimli bir şahsı durdurdu. Durdurulan şahsın elindeki torba, ekiplerin dikkatini çekti ve yapılan inceleme sonucunda, torbanın içeriği oldukça çarpıcı bir tablo ortaya koydu.
Yapılan detaylı kontrolde, Ö.A.’nın elindeki torbasında tam olarak 100 kutu içerisinde 5 bin 138 adet uyuşturucu hap bulundu. Bu miktar, emniyet güçleri tarafından oldukça yüksek bir rakam olarak değerlendirildi. Uyuşturucu maddelerin bu kadar büyük bir miktarda ele geçirilmesi, Bayraklı’da uyuşturucu ticareti ile mücadele açısından önemli bir başarı olarak kaydedildi. Elde edilen bu uyuşturucu maddelerinin, muhtemel bir dağıtım planına gittiği ve çeşitli olaylar sonrasında sokaklara sürülmek üzere hazırlandığı düşünülüyor.
Ö.A., emniyet güçleri tarafından gözaltına alındı ve hakkında ‘Uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama’ suçundan yasal işlem başlatıldı. Şahsın yakalanması, uyuşturucu ile mücadele eden güvenlik birimlerinin ne denli etkin çalıştığını bir kez daha gözler önüne serdi. Bayraklı İlçe Emniyet Müdürlüğü, bu tür olayların önüne geçmek için uyguladığı saha çalışmaları ve devriye kontrollerinin sıklaştırıldığını belirtti.
Yakalanan şahsın, daha önceki kayıtları varsa yakalama sürecinde bu durumun da dikkate alınacağı ifade edildi. Emniyet yetkilileri, uyuşturucu ticareti ile mücadelenin sadece yakalama aşaması ile sınırlı kalmayıp, aynı zamanda bu tür olayların kök nedenlerinin araştırılması gerektiğini vurguladı. Bu bağlamda, uyuşturucu bağımlılığına dair toplumsal bilincin artırılması ve rehabilitasyon faaliyetlerinin desteklenmesi gerektiğini belirttiler.
Bayraklı’daki bu olay, toplumda uyuşturucu kullanımının ve ticaretinin ne denli yaygın olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Emniyet güçleri, bu tür durumlarla karşılaşmamak adına vatandaşlardan gelen ihbarların önemine dikkat çekiyor. Uyuşturucu ile mücadelede vatandaşların da destek vermesi, bu sorunun üstesinden gelinmesi açısından büyük bir rol oynuyor. Bayraklı İlçe Emniyet Müdürlüğü, vatandaşlarının güvenliği ve huzuru için çalışmaya devam edeceğini ve bu tür suçların önüne geçmek için gereken tüm önlemleri alacağını duyurdu.
Bu olayın ardından, emniyet yetkilileri motorize ekiplerin sayısının artırılacağına ve devriye dolaşım sürelerinin kısaltılacağına dair açıklamalarda bulundu. Amacın sadece suçları önlemek değil, aynı zamanda toplumsal güvensizliğin de azaltılması olduğu ifade edildi. Bayraklı’daki bu olay, diğer bölgelere de örnek teşkil ederken, aynı zamanda toplumun genel güvenliğinin sağlanması adına atılan bir adım olarak değerlendirildi.
“`html
Pakistan, sınır bölgesinde artan çatışmaların ardından Afganistan’a savaş ilan etti. Pakistan Savunma Bakanı Khawaja Asif, gece saatlerinde sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, NATO güçlerinin Afganistan’dan çekilmesinin hemen ardından bölgedeki barışın sağlanacağı ve Taliban’ın Afgan halkının çıkarlarına hizmet etmiş olacağı beklentisinin gerçekleşmediğini ifade etti. Asif, “Ancak Taliban, Afganistan’ı Hindistan’ın bir kolonisi haline getirdi. Dünyanın her köşesinden teröristleri Afganistan’da topladılar ve terörizmi yaymaya başladılar. Halklarını temel insan haklarından mahrum ettiler. İslam’ın kadınlara verdiği hakları ellerinden aldılar” şeklinde konuştu. Pakistan’ın durumu normal tutmak için dost ülkeler aracılığıyla çabalar harcadığına vurgu yaparak, “Taliban, Hindistan’ın vekili haline geldi. Artık sizinle açık bir savaş halindeyiz” dedi.
Başbakan Şehbaz Şerif ise Pakistan halkının ve silahlı kuvvetlerinin ülkenin güvenliği, egemenliği ve toprak bütünlüğünü korumaya tam olarak hazır olduğunu belirtti. Genelkurmay Başkanı Asim Munir’in komutasındaki Pakistan Silahlı Kuvvetleri’nin her türlü düşmanca niyete karşı koyma kapasitesine sahip olduğunu vurguladı. “Silahlı kuvvetler, ülkenin güvenliğine yönelik herhangi bir tehdide karşı kararlıdır. Vatanı savunmada hiçbir taviz verilmeyecek” diyerek, saldırganlıklara uygun bir karşılık verileceğini ifade etti. “Biz her zaman barışı aradık, ancak ülkemizin birliğine dokunulamayacak” dedi.
Afganistan hükümeti sözcüsü Zabihullah Mücahid, Pakistan’ın Kabil, Kandahar ve Paktia şehirlerini bombaladığını açıkladı. Mücahid, bu saldırılarda 55 Pakistan askerinin hayatını kaybettiğini ve 19 karakolun Taliban tarafından ele geçirildiğini belirtti. Pakistan Başbakanlık Sözcüsü Mosharraf Zaidi ise Afganistan’daki Taliban güçlerinden 133 kişinin öldüğünü, 200’den fazla kişinin de yaralandığını bildirdi. Ayrıca, Taliban’a ait 27 mevziinin imha edildiği, 9’unun ele geçirildiği ve 80’den fazla tank, topçu birliği ve zırhlı personel taşıyıcının imha edildiği bilgilerini paylaştı.
Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, Afganistan-Pakistan arasındaki çatışmaların ardından gerilimin azaltılması çağrısında bulundu. Guterres, son dönemde artan şiddetten derin endişe duyduğunu dile getirerek, her iki ülkeyi uluslararası hukuk kapsamında yükümlülüklerine, özellikle de uluslararası insani hukuka uymaya davet etti. Ayrıca, çatışmalar devam ederken her iki tarafın da sivilleri korumaya öncelik vermesi gerektiğini vurguladı.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi de iki ülkeyi anlaşmazlıklarını diyalog yoluyla çözmeye çağırdı. Arakçi, “İslam dünyasında itidal ve dayanışmanın güçlendiği mübarek Ramazan ayında Afganistan ve Pakistan arasındaki anlaşmazlıkları iyi komşuluk çerçevesinde çözmeleri gerektiğini” belirtti. İran, iki ülke arasındaki diyalogun kolaylaştırılması için her türlü yardımı sağlamaya hazır olduğunu duyurdu.
Rusya Dışişleri Bakanlığı da Afganistan ve Pakistan’a saldırıları durdurmaları ve anlaşmazlıklarını diplomatik yollarla çözmeleri için çağrıda bulundu. Rusya, gerektiğinde iki ülkeye arabuluculuk yapmayı değerlendirebileceğini ifade etti.
Afganistan, bir gün önce, ülkeye giriş için stratejik öneme sahip Torkham sınır kapısı da dahil olmak üzere çeşitli Pakistan askeri karakollarına saldırmaya başlamıştı. Bu gelişme sonrası Pakistan, Afganistan’a hava saldırıları düzenlemeye başladı. Sınır bölgesindeki bu çatışmalar, sık sık yaşanan gerilimlerin ardından yaşanan en ciddi çatışma olarak dikkat çekiyor.
“`