03 Şubat 2026 Salı
Bornova Belediyesi, sosyal medya hesapları üzerinden yaptığı bir paylaşımla Doğanlar ve Ümit mahallelerinde gerçekleştirilen Doğanlar Kent Bostanı’nın açılışını duyurdu. Bu projeyle birlikte, yerel halk arasında dayanışmanın güçlendirilmesi ve kadınların tarım faaliyetlerine katılımının artırılması hedefleniyor. Açıklamada, “Toprakta kadın eli, geleceğe umut ekmeye devam ediyor” ifadesi kullanılarak projenin önemine vurgu yapıldı.
Doğanlar Kent Bostanı’nın kurulmasıyla birlikte, doğa ile uyumlu ve sürdürülebilir bir üretim modeli oluşturulması amaçlanıyor. Bu alanın, doğanın bereketini yerel halkla paylaşarak, toplumsal dayanışmayı artıracak bir sosyal buluşma noktası olması planlanıyor. Projenin işleyişinde özellikle kadınların daha aktif bir rol üstlenmesi bekleniyor, bu sayede toplumda cinsiyet eşitliğine katkı sağlanması da hedefleniyor.
Bu kapsamda, doğrudan yerel halkın faydalanabileceği bir sistem oluşturulması adına ön başvurular alınmaya başlandı. Bornova Belediyesi, ilgili tüm detayları şeffaf bir şekilde iletişim kanalları üzerinden duyurarak halkı bilgilendiriyor. Vatandaşlar, proje ile ilgili daha fazla bilgi almak için 0232 999 29 29 numaralı telefonun 2251 ve 2254 dahili hatlarını arayarak başvuru süreci hakkında bilgi sahibi olabiliyorlar. Bu durum, toplumsal katılımı ve duyarlılığı artıran bir yaklaşım olarak dikkat çekiyor.
Doğanlar ve Ümit mahallelerinde hayata geçirilen bu kent bostanı, sadece tarımsal üretim alanı olmanın ötesinde, mahalle sakinlerini bir araya getiren ve sosyal paylaşımı teşvik eden bir alan olmayı da hedefliyor. Böylece, mahalle kültürünün güçlenmesi, insan ilişkilerinin geliştirilmesi ve dayanışmanın artırılması amaçlanıyor. Kent bostanı uygulaması, binlerce yıllık tarım geleneğinin devamını sağlar ve modern kent yaşamında doğal alanların ve toplulukların yeniden canlanmasına katkıda bulunur.
Bornova Belediyesi’nin bu girişimi, yerel tarım faaliyetlerinin desteklenmesi, gıda güvenliğine katkı sağlaması ve insanların doğal kaynaklara olan bağlarını güçlendirmesi açısından önem taşımaktadır. Tarım ile ilgili sürdürülebilir projelerin artması, hem çevresel hem de sosyal faydalar sağlamayı beraberinde getirmektedir. Bu tür projeler, özellikle yerel kadınların ekonomik olarak güçlenmesi ve kendi topluluklarına katkıda bulunmaları açısından büyük bir fırsat sunmaktadır.
Sonuç olarak, Doğanlar Kent Bostanı gibi projeler, sadece tarımsal üretim odaklı değil, aynı zamanda sosyal bir dönüşüm sürecinin parçasıdır. Bu tür girişimler, yerel halkın kendine yeterliliklerini artırmalarına, birbirleriyle etkileşimde bulunmalarına ve dayanışma içinde yaşamaya teşvik etmektedir. Bornova’nın bu yeni sosyal projesine olan ilgi, mahalle sakinlerinin gelecekteki etkinliklerde yer alma hevesini de artıracaktır.
Adalet Bakanlığı’nın, Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlükleri bünyesinde düzenlediği “Süpervizyon Temelli Ege Bölgesi Toplantısı”, 2-6 Şubat 2026 tarihleri arasında İzmir’de başladı. Bu önemli eğitim programı, Adli Görüşme Odalarında (AGO) görev yapan personelin mesleki yeterliliklerini artırmayı amaçlıyor.
Toplantı, İzmir Adliyesi Sosyal Tesisler Toplantı Salonu’nda gerçekleştiriliyor ve Karşıyaka, Aydın, Denizli, Kütahya, Manisa, Muğla, Söke ve Uşak Cumhuriyet Başsavcılıklarına bağlı sosyal çalışmacılar, pedagoglar ve psikologlardan oluşan bir katılım sağlanıyor. Eğitim programı, Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlüğü Tetkik Hakimi Ahmet Haner’in başkanlığında organize edilmiştir. Ayrıca, İzmir Cumhuriyet Başsavcısı Ali Yeldan ile Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddet Suçları Soruşturma Bürosu’ndan sorumlu İzmir Cumhuriyet Başsavcı Vekili Çağlar Ertaş, açılış programına katılan önemli isimler arasında yer alıyor.
Beş gün sürecek olan program, adli görüşmeci olarak fiilen görev yapan personelin saha uygulamalarındaki bilgi ve becerilerinin geliştirilmesine yönelik bir dizi eğitim ve süpervizyon oturumlarını içerecek. Bu oturumlarda, adli süreçlerde mağdur hizmetlerinin etkinliğini artırmak amacıyla çeşitli çalışmalar yürütülecek. Eğitim programının ana hedeflerinden biri, adli görüşmeci olarak görev yapan personelin pratikteki bilgi seviyelerini ve uygulama becerilerini yükselterek, kamuya sağlanan hizmet kalitesini artırmaktır.
Bu tür eğitim toplantıları, adli sistemin daha etkili ve insan odaklı çalışmasını sağlarken, mağdurların haklarının korunması ve desteklenmesi amacını da taşımaktadır. Toplantılarda, uygulamalı çalışmalar, grup tartışmaları ve paylaşım oturumları gibi çeşitli yöntemlerle, katılımcıların bilgilerini güncellemeleri ve mesleki deneyimlerini genişletmeleri sağlanacaktır.
İzmir’de düzenlenen bu etkinlik, eğitim alanında yapılan yeniliklerin ve gelişmelerin neden olduğu pozitif bir etkiyi yansıtırken, aynı zamanda sosyal hizmetlerin ve psikolojik desteklerin güçlendirilmesinde önemli bir adım oluşturmaktadır. Adalet Bakanlığı, bu tür programlarla, adli süreçlerin insan odaklı bir yaklaşım ile daha etkili yönetilmesini ve mağdurların desteklenmesi konularında dikkate değer adımlar atmaktadır.
Bu toplantılar ile birlikte, sorumluluk sahibi kurumlar ve uzmanlar, adli destek hizmetlerinin niteliğini arttırarak, toplumun ihtiyaçlarına yönelik daha etkin bir çalışma gerçekleştirmeyi amaçlamaktadır. Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlüğü, bu tür eğitim programları ile hem personelin bilgi birikimini hem de adalet sistemindeki genel hizmet kalitesini artırmayı hedeflemektedir.
Alınan bilgiye göre, Yalova’da meydana gelen üzücü bir olayda, kent merkezinde yer alan İDO Feribot İskelesi açıklarında, deniz yüzeyinde bir ceset fark edildi. Olayı gören vatandaşlar, durumu derhal 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirdi. Bu ihbar üzerine Yalova Emniyet Müdürlüğü Deniz Limanı Şube Müdürlüğü’ne bağlı ekipler, hızlı bir şekilde olay yerine sevk edildi.
Denizden çıkarılan cenaze, üzerinde kimlik tespitine yardımcı olacak herhangi bir bilgi bulunmayan bir kadına aitti. Yapılan ilk incelemelere göre, kadının 35-40 yaşları arasında olduğu tahmin ediliyor. Ancak, kimliğinin tespitine yönelik çalışmalar hala devam etmekte. Olayın detayları ve kadının kimliği üzerindeki belirsizlik, emniyet ekipleri tarafından geniş bir soruşturmayla araştırılıyor.
Yalova’da yaşanan bu olay, yerel halkı derinden etkilerken, deniz güvenliği konusunda da endişelere yol açtı. Yüzme sezonunun başlamasıyla birlikte, deniz kazaları ve kaybolma gibi olayların önlenmesi için alınan tedbirlerin artırılması gerektiği düşünülüyor. Olayın meydana geldiği bölge, özellikle yaz aylarında yerli ve yabancı turistler tarafından sıklıkla ziyaret edilen bir yer olduğundan, buradaki güvenlik önlemlerinin gözden geçirilmesi bekleniyor.
Olaydan sonra Yalova Eğitim ve Araştırma Hastanesi morguna kaldırılan kadının cesedi üzerinde yapılacak otopsi ile ölüm nedeninin belirlenmesi amaçlanıyor. Bu süreçte, devlet kurumları ve ilgili sağlık kuruluşları adli süreci hızlandırmak için idari ve hukuki süreçleri bir arada sürdürüyor. Ayrıca, kayıp ihbarı olan kişilerle irtibat halinde olunarak, kimlik tespitinin yapılması hızlandırılmaya çalışılıyor.
Yalova Emniyet Müdürlüğü, bu tür olayların önlenebilmesi ve kamuoyunu bilgilendirebilmek adına sosyal medya üzerinden de bilgilendirmeler yaparak, halkı uyanık ve dikkatli olmaları konusunda uyarılarda bulunuyor. Aynı zamanda, olayla ilgili olarak gözaltına alınan veya şüpheli durumları gözlemleyen kişilerin, güvenlik güçlerine yol gösterici bilgiler vermesi gerektiği belirtiliyor.
Bütün bunların yanı sıra, boğulma veya kaybolma gibi durumların yaşanmaması adına, deniz sezonu boyunca gerekli tüm sağlık ve güvenlik önlemlerinin artırılması gerektiği de vurgulanıyor. Yalova’nın güzellikleri ve doğal yapısının korunabilmesi için, yerel yönetimlerin de konuya duyarsız kalmaması, halkın güvenliğine yönelik önlemlerin artırılması konusunda harekete geçmesi bekleniyor.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan verilere göre, 2026 yılı Ocak ayında tüketici fiyatları ile ilgili önemli gelişmeler yaşandı. Bu dönemde, yurt dışı yolcu taşımacılığı, hava yolu ile yapılan taşımacılıkta ciddi bir artış göstererek yüzde 57,08 oranında bir yükseliş yaşadı. Böylece, bu hizmet kalemi en fazla pahalanan ürünler arasında ilk sırayı aldı. Diğer yandan, kadın ve kız çocuk giysileri, Ocak ayında en çok ucuzlayan ürün grubunu temsil ederken, bu alandaki fiyat düşüşü yüzde 7,64 olarak kaydedildi.
Ocak ayında Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) farklı boyutlarda artışlar gösterdi. Bu kapsamda, bir önceki aya göre yüzde 4,84 artış yaşanırken, bir önceki yılın Aralık ayına göre de aynı seviyede bir artış gözlemlendi. Bunun yanı sıra, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 30,65’lik ve on iki aylık ortalamalara göre de yüzde 33,98’lik bir artış oranı söz konusu oldu. Bu veriler, Türkiye’deki enflasyonun yükselişini gözler önüne serdi.
Ocak ayında fiyatı en fazla artan ürün grupları da dikkat çekici oldu. Meyvesi yenilen sebzeler arasında yer alan domates, biber, salatalık ve kabak gibi ürünlerin fiyatları, yüzde 51,58 oranında yükseliş gösterdi. Bunun yanı sıra, yeşil baklagilleri içeren sebzelerde de önemli bir artış kaydedildi ve bu oran yüzde 33,09 olarak belirlendi. Ayaktan tedavi edici ve rehabilite edici hizmetler için de yüzde 32,29’luk bir artış yaşandı. Ayrıca, havale ücretleri de bu dönemde yüzde 30,87 oranında bir yükseliş kaydetti. Bu durumu göz önünde bulundurulduğunda, temel gıda maddeleri ve sağlık hizmetleri gibi alanların maliyetlerinde belirgin artışlar yaşandığı söylenebilir.
Aynı dönemde fiyatı en çok düşen ürünler de nelerdir? Bebek giysileri (0-2 yaş) bu alanda öne çıkıyor ve fiyatı yüzde 6,28 oranında bir düşüş gösterdi. Erkek ayakkabıları yüzde 3,05, erkek ve erkek çocuk giysileri yüzde 3,01 oranında azalış kaydetti. Ayrıca, bebek ve çocuk ayakkabıları da aynı yüzde 3,01’lik bir indirimle satışa sunuldu. Bu veriler, belirli giysi gruplarında tüketicilere yönelik bir piyasa düzelmesi yaşandığını göstermektedir.
Özetle, 2026 yılı Ocak ayında Türkiye’de enflasyon oranları belirgin bir şekilde yükselirken, hava yolu ile yurt dışı yolcu taşımacılığı gibi harcama kalemlerinde büyük artışlar gözlemlendi. Bunun yanında, bazı ürün gruplarında (özellikle giyim alanında) fiyat düşüşleri de yaşandı. TÜİK’in açıklamaları, ekonomik durumun dinamiklerini net bir şekilde ortaya koyarken, tüketicilerin harcama alışkanlıkları üzerinde de etkili olabilecek unsurları vurguluyor.
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ABD ile müzakere sürecinin başlatılması için Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’ye talimat verdiğini açıkladı. Sosyal medya hesabından yaptığı duyuruda, bölgedeki dost ülkelerin, ABD Başkanı Donald Trump’ın müzakere teklifine yanıt verilmesi yönündeki taleplerini dikkate aldıklarını belirtti. Pezeşkiyan, bu bağlamda, “Tehditlerden uzak ve gerçekçi olmayan beklentilerden arındırılmış bir ortam oluşması durumunda, Dışişleri Bakanı’na izzet, hikmet ve maslahat ilkeleri doğrultusunda, ulusal çıkarlar çerçevesinde adil ve hakkaniyetli müzakereler için gerekli zemini hazırlaması talimatını verdim” şeklinde konuştu.
Bu açıklama, İran’ın ABD ile ilişkilerini geliştirme ve müzakereler yoluyla sorunları çözme çabalarının bir kısmını yansıtmaktadır. Pezeşkiyan, müzakerelerin gerçekleştirilmesi için gereken zeminin oluşturulmasının önemli olduğunu vurguladı. Bu, özellikle her iki tarafın da daha önceki anlaşmazlıklarını aşmasına yardımcı olabileceği için belirleyici bir adım olarak görülüyor. Pezeşkiyan, müzakerelerin yalnızca doğru bir ortamda başarılabileceği ve bu ortamın tehlikelerden uzak olması gerektiği üzerinde durdu.
İran basınında yer alan haberlere göre, Pezeşkiyan’ın ABD ile müzakerelerin başlatılması için verdiği talimat doğrultusunda görüşmelerin, İslam Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile ABD Başkanı Donald Trump’ın Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff arasında, 6 Şubat 2023 Cuma günü İstanbul’da gerçekleşmesi planlanıyor. İstanbul’un müzakereler için tercih edilmesi, bölgesel bir rekabet ve diplomasinin göz önüne serildiği bir şehir olması açısından dikkat çekici bir ayrıntıdır.
Bu sürecin, İran ve ABD arasında uzun zamandır devam eden gerilimin ardından gelen önemli bir açı olacağı düşünülüyor. Taraflar arasındaki ilişkilerin normalleşmesi, hem bölgesel hem de uluslararası düzeyde önemli siyasi ve ekonomik sonuçlar doğurabilir. Dolayısıyla, görüşmelerin nasıl ilerleyeceği ve hangi konuların ele alınacağı, dünya kamuoyunun da yakından takip ettiği konular arasında yer alıyor.
Özellikle, İran’ın nükleer programı ve bu kapsamda uygulanan yaptırımların göz önüne alınması, müzakerelerin en kritik maddeleri arasında yer alacak. Pezeşkiyan’ın açıklamaları, bu konuların ele alınma ihtimalini açarken, aynı zamanda her iki tarafın da nükleer anlaşmaya dönüp dönmeyeceği sorusunu gündeme getiriyor. Bunun yanı sıra, ABD’nin Orta Doğu politikalarının da müzakerelerde önemli bir yer tutacağı öngörülüyor.
İran’ın müzakerelere yönelik bu yeni yaklaşımı, bölgedeki diğer ülkeler ve güçlerle olan ilişkileri de etkileyebilir. Herhangi bir başarı elde edilmesi durumunda, bu durum İran’ın uluslararası arenada daha güçlü bir konum elde etmesine ve olası diplomatik ilişkilerin yeniden tesis edilmesine katkıda bulunabilir. Özet olarak, Mesud Pezeşkiyan’ın ABD ile müzakere sürecine dair attığı adımlar, hem İran’ın iç siyaseti hem de bölgesel güç dengeleri açısından büyük bir önem taşımaktadır.