03 Mart 2026 Salı
Adalet ve Şeffaflık için Yeni Düzenlemeler: AK Parti, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) sunmuş olduğu 19 maddelik bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifinin detaylarını, AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, Aksaray Milletvekili Hüseyin Altınsoy ve Antalya Milletvekili Atay Uslu’nun katıldığı basın toplantısında açıkladı. Güler, hazırlanan teklifin, özellikle vergi adaletinin güçlendirilmesi, finansal piyasalarda hukuki belirliliğin sağlanması ve sosyal devlet ilkesinin tahkimi amacı taşıdığını belirtti. Bu düzenlemelerin, kamu kaynaklarının yönetiminde şeffaflık ve adalet arayışını pekiştirmeyi hedeflediği vurgulandı.
Güler, açıklamasında kripto varlıklar için belirlenen yeni vergi düzenlemelerine dikkat çekti. “Kripto varlıklarda vergi disiplini” başlığı altında, kripto varlık piyasasına uygulanacak olan on binde üç oranında işlem vergisi ile faaliyet gösterenler için öngörülebilir bir hukuki zeminin oluşturulacağı ifade edildi. Ayrıca, vakıf üniversiteleri bünyesindeki sağlık hizmetleri sunan hastanelerin kurumlar vergisi muafiyetinin kaldırılacağı, bu sayede özel hastanelerle eşit şartlarda vergilendirilmesi sağlanarak vergi adaletinin güçlendirileceği belirtildi.
Şans ve bahis oyunları ile ilgili düzenlemeler de gündeme geldi. Güler, bu oyunlara ilişkin ilan ve reklam giderlerinin vergi matrahından düşülmeyecek şekilde bir düzenlemeye gideceklerini belirtti. Bu adımın, bahis oyunlarına yönelik teşvik edici faaliyetlerin vergi avantajını ortadan kaldıracağı öngörülüyor. Ayrıca, KDV sisteminde de sadeleşme adımları atılacağı ifade edildi. Yabancılara konut satışları ve sağlık hizmetleri alanındaki tam istisnalar, kısmi istisnalara dönüştürülecek. Ek olarak, iktisadi işletmelerin konut kiralamalarında KDV’den istisna tutarak konut sektöründeki arz sorununa katkı sunulması planlanıyor.
19 maddelik teklifin bir diğer önemli başlığı ise 6 Şubat 2023’te meydana gelen deprem felaketi sonrası inşa edilen konutlar ve iş yerleri için sağlanacak destek oldu. Borç yükünü hafifletecek adımlar atılarak, depremzede vatandaşlara önemli indirimler yapılacak. 31 Aralık 2026 tarihine kadar ilk konutlar için yüzde 74, ilk iş yerleri için ise yüzde 48 oranında indirim sağlanması planlanıyor. Böylece, 1 milyon 890 bin TL’lik bir konutun borcunu peşin ödemek isteyen bir depremzede, borcunun yaklaşık 490 bin TL’lik kısmını ödeyerek büyük bir avantaj elde etmiş olacak.
Ayrıca, bedelli askerlik konusuna da değinen Güler, gösterge rakamının 240 binden 300 bine çıkarılacağını ve elde edilen ilave gelirin doğrudan Savunma Sanayi Destekleme Fonu’na aktarılacağını aktardı. Lüks tüketimde ÖTV düzenlemeleri de teklifte yer aldı. Elmas, inci ve kıymetli taşların, ÖTV kapsamına alınarak vergi sisteminde adaletin sağlanarak kamu gelirlerinin artırılması hedefleniyor. Önümüzdeki dönemde bu tür düzenlemelerle vergi adaletinin ve kamu kaynaklarının etkin kullanımı amaçlanmaktadır.
Emekli ikramiyelerine ilişkin sorulara da yanıt veren Güler, bu sene SGK bütçesine Ramazan ve Kurban Bayramı için 4’er bin liralık ikramiyeler için yaklaşık 150 milyar liralık kaynak aktarılacağını ifade etti. Ancak, mevcut kanun teklifinde emekli ikramiyeleri ile ilgili bir düzenleme bulunmadığına dikkat çekti. Emekli aylığı artışları ile ilgili bütçe dengeleri açısından ciddi kesintiler yaşandığını belirten Güler, ekonomik zorlukların bütçe disiplinine dikkat edilmesini gerektirdiğini vurguladı.
İzmir’in Seferihisar ilçesinde, düzensiz göçmenlerin yakalanmasıyla ilgili önemli bir gelişme yaşandı. Sahil Güvenlik Komutanlığı’nın resmi internet sitesinde yer alan bilgilere göre, 3’ü çocuk olmak üzere toplam 25 düzensiz göçmen, Seferihisar ilçesinde yakalandı. Bu durum, bölgedeki düzensiz göçmen akışının ne kadar ciddi bir boyuta ulaştığını göstermektedir.
Olayın ayrıntılarına bakıldığında, Sahil Güvenlik’in insansız hava aracının kullanıldığı ve bu aracın karada bir grup düzensiz göçmeni tespit ettiği görülmektedir. İnsansız hava araçları, günümüzde güvenlik birimlerinin en önemli araçları arasında yer almakta ve bu tür durumlarda hızlı müdahale imkanı sağlamaktadır. Tespit edilen grubun ardından, bölgeye hem denizden hem de karadan ekip gönderilmiştir.
Denizden, Sahil Güvenlik botları harekete geçerken, karadaki müdahale için Sahil Güvenlik Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele timi, Seferihisar İlçe Jandarma Komutanlığı ve İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri bir araya gelerek hızlı bir çalışma yürütmüştür. Bu ekiplerin çoğunun, bölgedeki güvenliği sağlamak ve düzensiz göçle mücadele konusundaki deneyimleri, operasyonun etkinliğini artırmıştır.
Yapılan çalışmalar sonucunda, karada yakalanan 25 düzensiz göçmenden 3’ünün çocuk olması, durumu daha da dikkat çekici hale getirmiştir. Hayat şartlarının zorlaştığı ve pek çok ailenin zorlu koşullarda yola çıktığı günümüzde, çocukların bu tür tehlikeli yolculuklara maruz kalmaları oldukça üzücü bir tablo çizmektedir. Sürecin detayları, hikayelerin ardında yatan insan hikayelerini gözler önüne seriyor.
İzmir ili, açık konumu ve stratejik yerleşimi nedeniyle, düzensiz göçmen akışının sıklıkla yaşandığı bir bölge haline gelmiştir. Sahil Güvenlik birimleri tarafından yapılan bu tür operasyonlar, hem düzensiz göçmenlerin sağlığını ve güvenliğini korumak hem de bu tür hareketlerin önüne geçmek açısından son derece önemlidir. Yakalanan göçmenler, gerekli işlemlerin tamamlanmasının ardından İl Göç İdaresi Müdürlüğü’ne teslim edilmiştir. Bu teslimat, düzensiz göçmenlerin durumlarının değerlendirilmesi ve ihtiyaç duyulduğunda onlara yardım edilmesi için bir zemin oluşturmaktadır.
Sonuç olarak, Seferihisar’daki olay, Türkiye’nin düzensiz göçle mücadeledeki kararlılığını bir kez daha ortaya koymaktadır. Düzensiz göçmenlerin yakalanması, hem insan hayatını koruma hem de güvenlik açısından gerçekleştirilen önemli bir müdahale olarak değerlendirilmektedir. Gelecek dönemde, bu tür olayların önüne geçilmesi adına hem yerel hem de ulusal düzeyde daha derin analizler ve çözümler geliştirilmesi gerektiği aşikardır.
MEDYA EGE – Bayraklı Belediye Başkanı İrfan Önal, 1–7 Mart tarihleri arasında kutlanan Deprem Haftası kapsamında İzmir Depremzedeleri Dayanışma Derneği tarafından düzenlenen “Hayalimdeki Güvenli Kent” Resim ve Karikatür Atölyesi’ne katılım sağladı. Bu etkinlik, deprem bilincinin artırılması ve güvenli şehir hedefinin toplumun her kesimi tarafından benimsenmesi amacıyla gerçekleştirildi. Katılımcı çocuklar ve gençler, hayallerindeki güvenli kenti resim ve karikatürlerle ifade etme fırsatı buldu.
“DAHA DİRENÇLİ BİR BAYRAKLI”
Etkinlikle ilgili sosyal medya hesaplarından paylaşımda bulunan Başkan Önal, İzmir’in depremi yaşamış bir kent olduğunu belirterek güvenli şehir hedefinin yalnızca bir hayal olmadığını vurguladı. Önal, bu konuda “Depremi yaşamış bir kent olarak, güvenli şehirler hedefinin sadece bir temenni değil, ortak bir sorumluluk olduğunu biliyoruz. Bu bilinçle atılan her adımı önemsiyoruz. Daha dirençli bir Bayraklı ve İzmir için kararlılıkla çalışmayı sürdürüyoruz” ifadelerini kullandı.
Önal, etkinlikte ortaya çıkan bu çalışmaları, toplumsal farkındalığın güçlenmesi açısından oldukça önemli gördüğünü belirtti. Özellikle çocukların güvenli kent hayalleri ile geleceğe dair ümit sağladığını ifade ederek, bu tür faaliyetlerin genç bireylerin bilinçlenmesine katkı sunduğuna dikkat çekti.
Bayraklı Belediye Başkanı İrfan Önal’ın üzerinde durduğu bir diğer nokta da, özellikle sosyal dayanışmanın ve toplumsal bilinçlenmenin gerekliliğiydi. Çocukların hayal ettikleri güvenli kentlerin, yarının toplumunu şekillendirebilecek önemli bir zemin hazırladığını ifade etti. Bu tür etkinliklerin yalnızca sanatsal bir ifade biçimi değil, aynı zamanda toplumsal bilincin artırılmasına katkı sağladığını dile getirdi.
Başkan Önal, etkinliğin çocukların yaratıcılıklarını ortaya koymalarını sağladığını ve geleceğin teminatı olan bu genç bireylerin, güvenli bir kent hayal etmelerinin son derece kıymetli olduğunu ifade etti. “Hayalimdeki Güvenli Kent” Resim ve Karikatür Atölyesi, katılımcılara sadece sanatla buluşma fırsatı değil, aynı zamanda yaşadıkları kentin güvenliği konusunda düşünme ve hayal kurma olanağı sundu.
Etkinlik, deprem bilincine sahip bir neslin yetişmesine katkıda bulunmayı amaçlarken, aynı zamanda toplumsal dayanışmanın ve birlikteliğin de bir göstergesi oldu. İzmir Depremzedeleri Dayanışma Derneği tarafından bu tür organizasyonların devam etmesi, güvenli bir kent hedefine ulaşmada önemli rol oynamaktadır. Başkan Önal’ın liderliğinde gerçekleştirilen bu atölye, toplumun her kesiminde bir farkındalık yaratmayı ve çocukların deprem ile ilgili bilinçlenmelerine katkı sağlamayı hedefliyor.
Diyarbakır’ın Kulp ilçesine bağlı Çağlayan Mahallesi, 8 Şubat tarihinde bir kayıpla sarsıldı. Yerel halktan biri olan Salih Ertaş, evinden ayrıldıktan sonra bir daha kendisinden haber alınamadı. Bu durum, ailesi ve arkadaşları arasında büyük bir endişeye yol açtı. Ertaş’ın bulunması için başlatılan arama faaliyetleri, bölge genelinde birçok kurum ve kuruluşun iş birliği ile hızla devam etmektedir.
Arama çalışmalarına katılan ekipler arasında İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü (AFAD), jandarma, 112 Acil Sağlık hizmetleri, Kayapınar Belediyesi Arama ve Kurtarma birimi, Kulp Belediyesi Arama ve Kurtarma ekibi, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Arama ve Kurtarma ekipleri ve Karayolları personeli bulunmaktadır. Bu geniş katılım, Ertaş’ın bulunabilmesi için her türlü olasılığın değerlendirilmesi amacıyla organize edilmiştir.
Toplamda 45 personel ve 1 dronun kullanıldığı bu arama çalışmaları, etkili bir şekilde sürdürülmektedir. Ancak, gerçekleşen çalışmalara rağmen ne yazık ki Salih Ertaş’a ait herhangi bir iz ya da bulguya henüz ulaşılamamıştır. Bölgenin zorlu doğası ve iklim koşulları, arama çalışmalarını zorlaştıran unsurlar arasında yer almaktadır. Ekipler, her türlü olasılığı göz önünde bulundurarak dikkatli bir şekilde tarama yapmaktadır.
Yerel halk, Salih Ertaş’ın bulunabilmesi için dualar etmekte ve arama faaliyetlerine destek olmaktadır. Ertaş’ın ailesi, kendisinden herhangi bir haber almaktan son derece endişelidir ve yetkililerin gecikmeden bu konuda bir çözüm bulmasını ummaktadır. Arama çalışmaları, bölgedeki güvenlik güçleri ile iş birliği içinde yürütülmektedir ve durum hakkında halkı bilgilendirme çabaları da devam etmektedir.
Benzer olaylarla karşılaşmamak için, yerel yönetimlerin ve toplumun bu tür kayıplara karşı daha tedbirli davranmaları gerektiği düşünülmektedir. Salih Ertaş’ın bulunması için yapılan çalışmalar, sadece ailesi için değil, aynı zamanda toplumun tüm bireyleri için büyük bir önem taşımaktadır. Herkesin bu süre zarfında Ertaş’a ulaşabilmesi için bir umut ışığı aradığı bu dönemde, birlikte hareket edilmesinin önemi bir kez daha ortaya çıkmıştır.
Sonuç olarak, Salih Ertaş’ın nerede olduğu konusunda henüz net bir bilgiye ulaşılamazken, arama çalışmalarının sürmesi ve ekiplerin gece gündüz çaba göstermesi umutları canlı tutmaktadır. Yerel halk ve arama ekipleri, sadakat ve kararlılıkla çalışmalarını sürdürüyor. Elde edilen bilgilere göre, arama faaliyetleri devam edecek ve Salih Ertaş’a ulaşma umudu da her zaman taze kalacaktır.
İran’da, ABD ve İsrail’in düzenlediği saldırılarda ölen Dini Lider Ayetullah Ali Hamaney’in eşi Mansure Hüceste Bakırzade, hastanede tedavi altında bulunduğu süreçte hayatını kaybetti. İran medyasında yer alan haberlere göre, “Dini Lider’in muhterem eşi, bir süredir komada bulunduğu hastanede vefat etti,” şeklinde ifadeler yer aldı. Bu durum, ülke genelinde derin bir üzüntü yaratırken, halkın tepkileri de büyümeye başladı.
Öte yandan, Hamaney, cumartesi günü Tahran’daki ofisine yönelik gerçekleştirilen bir saldırıda hayatını kaybetmişti. Bu saldırının detayları hala araştırılmakta ve yetkililer, sorumluları bulmak adına yoğun bir çalışma yürütüyorlar. Saldırıda Hamaney’in kızı, damadı, torunu ve gelininin de yaşamlarını yitirdikleri haberi, İran halkı üzerinde büyük bir şok etkisi yaratmıştı. Bu olaylar, ülkede ciddi bir siyasi krizin tetikleyicisi olmuştur.
ABD ve İsrail’in saldırıları, bölgede uzun zamandır süregelen gerilimlerin bir yansıması olarak değerlendirilmektedir. İran hükümeti, bu saldırıları kınarken, karşılık verme konusunda çeşitli askeri ve diplomatik stratejiler üzerinde çalıştığını açıklamıştır. Hamaney’in hayatını kaybetmesinin ardından, ülkenin dini ve siyasi yönetiminde nasıl bir değişiklik olacağı ise merak konusu olmaya devam ediyor.
Bunun yanı sıra, Hamaney’in öldürülmesiyle birlikte İran’ın ulusal güvenlik politikaları da sorgulanmaya başlanmıştır. Ülke, son yıllarda çeşitli iç ve dış tehditlerle mücadele etmeye çalışırken, bu tür saldırıların arttığı dikkat çekmektedir. Hamaney’in eşi Mansure Hüceste Bakırzade’nin vefatı, toplumda bir yas havası oluşturmanın yanı sıra, halkın devlet yöneticilerine karşı duyduğu güveni de sarsmış gözükmektedir.
İran halkı, Hamaney’in öldürülmesine ve eşi Bakırzade’nin ölümüne tepkilerini çeşitli platformlarda dile getiriyor. Sosyal medya üzerinden yapılan paylaşımlarda, hem Hamaney hem de eşinin yaşamlarını kaybetmeleri üzerine, adalet talep eden mesajlar yer alıyor. Bazı kullanıcılar, hükümetin güvenlik politikalarını sorgularken, diğerleri ise intikam çağrısında bulunuyor. Bu durum, toplumsal birliğin ne denli zarar gördüğünü gösteriyor.
Saldırılara yönelik tepkiler sadece İran içinde değil, uluslararası arena da yankı bulmuş durumda. Farklı devletler, olaylarla ilgili açıklamalar yaparak durumu yakından takip ettiklerini belirtmişlerdir. Özellikle, Batılı ülkelerin bu tür saldırıları eleştirmesi, Ortadoğu’daki jeopolitik dengeler açısından önemli bir gelişme olarak karşımıza çıkıyor.
Sonuç olarak, Dini Lider Hamaney’in ölümü ve eşinin kaybı, İran için tarihi bir dönüm noktası olarak kabul ediliyor. Ülke, yalnızca liderlerini değil, aynı zamanda toplumun da temel değerlerini ve inançlarını kaybetmiş bulunuyor. Gelecekte İran’ın nasıl bir siyasi yapıya bürüneceği, hem Orta Doğu’nun hem de dünya politikasının bir parçası olarak dikkatle izlenecektir.