11 Ocak 2026 Pazar
İzmir’de, Burdurlular Derneği tarafından bu yıl beşincisi düzenlenen Geleneksel Meşhur Bucak Salep Günü, yoğun bir katılımla gerçekleştirildi. Bu etkinlik, yöresel kültürün yaşatılması ve hemşehrilik bağlarının güçlendirilmesi açısından önemli bir platform oluşturdu. Etkinlik boyunca bir araya gelen katılımcılar, birlik ve beraberlik mesajları vererek, kültürel değerlerini paylaştılar.
Etkinlikte yer alan Gaziemir Belediye Başkanı Ünal Işık, sosyal medya hesaplarından yaptığı açıklamada, bu tür organizasyonların kültürel mirasın korunması ve gelecek nesillere aktarılması açısından büyük önem taşıdığını vurguladı. Başkan Işık, Bucak salebinin yalnızca bir lezzet değil, aynı zamanda bölgeye ait ortak bir kültürel değer olduğuna dikkat çekti. Bu açıklamalarla, etkinliğin yalnızca yemek merkezli değil, aynı zamanda kültürel bir bağ kurma amacı güttüğü de belirtildi.
Programın kapsamı dahilinde, katılımcılara Bucak yöresine özgü salep ikram edildi. Etkinlik alanında gerçekleşen samimi sohbetler, dayanışma duygusunu öne çıkardı. Burada bir araya gelen hemşehriler, geleneksel lezzetlerin tadını çıkarırken, aynı zamanda bir arada olmanın mutluluğunu yaşadılar. Bucak salebi, katılımcılar arasında güzel bir sohbet konusu oldu ve anılar paylaşıldı.
Başkan Işık, etkinliğe katılan herkese teşekkür etmeyi ihmal etmedi. Özellikle İzmir Burdurlular Derneği’nin yönetiminde bulunan Refik Kaya ve emeği geçen diğer kişilere olan minnettarlığını dile getirdi. Böyle etkinliklerin, kültürün yaşatılması konusunda büyük bir role sahip olduğunu vurgulayarak, bu tür organizasyonların artarak devam etmesi temennisinde bulundu.
Yerel toplumun bir araya gelerek kültürel değerlerini kutladığı bu etkinlik, aynı zamanda sosyal dayanışmayı pekiştiren bir rol üstlendi. Yöresel lezzetlerin sunulması, sohbetlerin ve paylaşımların mümkün kılındığı bir ortam yarattı. İzmir Burdurlular Derneği’nin bu tür etkinliklerle, hem kendi üyelerinin hem de çevredeki diğer toplulukların kültürel geleneklerini koruma ve yaşatma isteği, oldukça dikkate değer bir durum olarak öne çıktı.
Sonuç olarak, Geleneksel Meşhur Bucak Salep Günü, hem gastronomik bir deneyim sunmakta hem de insanların bir araya gelerek kültürel mirası paylaşmalarına olanak tanımakta. Bu organizasyonun her yıl daha fazla katılımla gerçekleşmesi, yerel kültürün zenginliğini artırmakta ve birlik duygusunu pekiştirmekte önemli bir etken olmaktadır. Bu tür etkinliklerin, toplumun her kesimini bir araya getiren yegâne unsurlar olduğu da yapılan paylaşımlarla açığa çıkmıştır.
Olay, İstanbul’un Fatih ilçesinde yer alan Mimar Hayrettin Mahallesi’nde gerçekleşti. 73 yaşındaki Ş.Ç. isimli bir şahıs, cep telefonu üzerinden tehdit edilerek kendisinden para talep edilmesi üzerine mağdur duruma düştü. Ş.Ç.’nin evinde bulunan 67 yaşındaki Ş.E. isimli diğer şahıs, şüphelilere parayı getirmemesi sonucunda, ikamete gelen silahlı kişiler tarafından darp edildi. Bu durumun ihbar edilmesi üzerine, İstanbul Emniyet Müdürlüğü ve özel harekat ekipleri anında harekete geçti.
Olayla ilgili yapılan araştırmalar neticesinde, alacak-verecek meselesinin olaya temel oluşturduğu belirlendi. İlgili ekipler, yürüttükleri çalışmalar sonucunda şüpheliler F.A. (28) ve B.E. (19)’nin Sultangazi ilçesinde bir adreste gizlendiğini tespit etti. Ekipler, şüphelilerin bulunduğu adrese gerçekleştirdikleri operasyonla birlikte, her iki şahsı gözaltına aldı. Gözaltı sürecinde adreste yapılan arama sonucunda 1 adet tabanca, 5 adet fişek ve 1 gram esrar ele geçirildi.
Şüphelilerin gerçekleştirdiği bu eylemler sonucunda üstlenmiş oldukları suçlar arasında ‘kişiyi hürriyetinden yoksun kılma’, ‘tehdit’, ‘gasp’, ‘yağma’ ve ‘uyuşturucu madde bulundurma’ gibi ağır suçlar yer almaktadır. Gözaltına alınan F.A. ve B.E., işlemlerin ardından adliyeye sevk edildi. Olayın detaylarını araştıran emniyet güçleri, benzer olayların yaşanmaması için çalışmalarını sürdürmektedir.
Olayın bu kadar şiddet içermesi, toplumda ciddi bir kaygı yaratmakta. Bu tür tehdit ve şiddet eylemleri, yaşlı bireylerin toplumdaki güvenlik algısını zedelemekte ve sosyal hayatta korku yaratmaktadır. Bu vesileyle, yaşlı bireylerin daha fazla korunması ve toplum içinde güvenli bir şekilde yaşaması için gerekli önlemlerin alınması gerektiği bir kez daha gözler önüne serilmektedir. Olayın mahiyetine bağlı olarak, yaşanan bu durumun sadece bir alacak-verecek meselesi olmaktan çok daha fazlası olduğu, şiddetin ve tehditin toplumda nasıl yaygın hale geldiğinin bir örneği olarak görülmektedir.
İstanbul Emniyet Müdürlüğü, toplum genelinde güvenliği sağlamak adına 24 saat esasına dayalı çalışmalara devam etmekte ve bu tür suçların önlenmesi için gerekli tüm önlemleri almaktadır. Oysa ki, yaşanan bu olaylar, bireylerin güvenli bir ortamda yaşama hakkını ihlal eden durumlar olarak toplumda yankı bulmakta ve bu gibi olayların önüne geçilmesi adına toplumsal bilincin artırılması gerektiği aşikârdır.
Bakan Göktaş, engelli vatandaşların toplumsal yaşama uyumlarını sağlamak ve yaşam kalitelerini artırmanın öncelikli hedefleri arasında yer aldığını vurguladı. Bu bağlamda, engelli bireylerin hayata katılımlarını artırmak ve yaşamsal koşullarını iyileştirmek için çeşitli projeler ve hizmetler hayata geçirildi. Bakanlık,Ulusal Engelli Veri Sistemi’ne kayıtlı 209 bin 180 görme engelli vatandaş bulunduğunu belirtti. Göktaş, bu bireylerin toplumsal hayata entegre olması ve çeşitli fırsatlara erişmeleri için yoğun çaba sarf ettiklerini ifade etti.
Bakan Göktaş, görme engelli vatandaşlara yönelik sunulan erişilebilirlik ve rehabilitasyon hizmetlerinin yanı sıra, kamu sektöründe istihdam olanaklarının genişletildiğini de duyurdu. 2002 yılında yalnızca 5 bin 777 olan engelli memur sayısının, günümüzde 15 kat artarak toplam 82 bin 626 engelli bireyin kamuda uygun kadrolarda istihdam edilmesini sağladığını belirtti. 2025 yılı sonuna kadar kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan görme engelli memur sayısının 13 bin 385’e ulaşmasının hedeflendiğini vurguladı. Ayrıca, bu rakamın, kamuda istihdam edilen toplam engelli memur sayısının yüzde 16,2’sini oluşturduğunu açıkladı.
Şubat ayında da 1573 engelli vatandaşın daha kamu kurumlarına yerleştirileceğini hatırlatan Göktaş, mevcut atama ve yürütülen hizmetlerle Türkiye’de engellilerin eşit haklara sahip olmasının, toplumla kaynaşmasının ve bağımsız bireyler olarak yaşamlarını sürdürebilmelerinin amaçlandığını ifade etti. Bu durum, toplumsal eşitlik konusunda önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.
Bakan Göktaş, bakım hizmetlerine ihtiyaç duyan engelli bireyler ve ailelerine destek sağlamanın önemini vurgulayarak “Evde Bakım Yardımı” uygulamasının titizlikle sürdürüldüğünü belirtti. Bakıma ihtiyaç duyan tam bağımlı yakınlarının bakımını üstlenen yaklaşık 517 bin vatandaşın bu yardımdan faydalandığı kaydedilirken, 2025 yılı aralık ayı itibarıyla bu yardım kapsamındaki görme engelli birey sayısının 21 bin 345’i kadın, 26 bin 449’u erkek olmak üzere toplam 47 bin 794’e yükseldiğini açıkladı.
Ayrıca, görme engelli bireylerin kimseye bağımlı kalmadan yaşam sürdürebilmeleri için İstanbul ve Ankara’da bulunan Görme Engelliler Rehabilitasyon Merkezleri’nde 15 yaş ve üzeri vatandaşlara yönelik eğitim programları düzenlendi. Bu merkezlerde, mesleki destek ön planda tutularak 5-5,5 aylık eğitim süreçleri uygulandı. Bakan Göktaş, bu merkezlerde temel eğitim ve rehabilitasyon sürecini başarıyla tamamlayan 5 bin 109 görme engelli bireyin, kurs programlarını bitirerek sertifika almaya hak kazandığını belirtti. Bu durum, engelli bireylerin istihdam edilebilirliğini artırma açısından önemli bir fırsat sundu.
Bakanlık, engelli bireylerin haklarını korumak ve topluma katkılarını artırmak amacıyla çalışmalarını sürdürecek ve bu alandaki projeleri genişletmeye devam edecektir. Bu tür adımlar, hem engelli bireylerin yaşam standartlarını yükseltmekte hem de toplumun genelinde farkındalığı artırmaktadır.
İzmir’in Aliağa ilçesindeki Gemi Söküm Bölgesi’nde, 49 yaşındaki işçi Salih Ataman, bir kaza sonucu yaşamını yitirdi. Olay, bir gemi söküm tesisinde çıkan bir iş kazası olarak kayıtlara geçti. Olayın nasıl gerçekleştiği, vincin halatının bağlandığı kancanın yerinden çıkmasıyla başladı. Kancanın düşmesiyle birlikte, Salih Ataman kaza sonucu ağır yaralandı ve olay yerinde hayatını kaybetti.
Olay, önceki akşam saatlerinde meydana geldi. Ataman’ın üzerine düşen vincin kancasının düşmesi sonucu yaşanan bu talihsiz kaza, ilgili firma tarafından derhal sağlık ve jandarma ekiplerine bildirildi. Olay yerine ilk ulaşan ekiplerden sağlık görevlileri, yaptıkları kontrollerde Salih Ataman’ın yaşamını yitirdiğini doğruladılar. Olayın ardından, Salih Ataman’ın cenazesinin, Adıyaman’ın Besni ilçesinde yarın toprağa verileceği öğrenildi. Ayrıca, kazanın sebebinin net bir şekilde belirlenmesi amacıyla ilgili makamlara bağlı bir soruşturma başlatıldı.
Bu tür iş kazalarının önlenmesi adına, özellikle ağır iş makineleri kullanılan iş yerlerinde güvenlik önlemlerinin artırılması gerektiği bir kez daha gündeme geldi. Vincin kancasının düşmesi, iş güvenliği standartlarının yeterince dikkate alınıp alınmadığını da sorgulatıyor. İşçiler için gerekli eğitimlerin ve çalışma ortamlarının güvencelerle donatılması, benzer kazaların yaşanmasının önüne geçilmesinde önemli bir rol üstlenmektedir.
Salih Ataman, iş yerindeki birçok arkadaşının da tanıdığı bir isimdi. Kaza haberi, çalışma arkadaşları arasında derin bir üzüntü yaratırken, Ataman’ın yaklaşık 20 yıldır gemi söküm sektöründe çalıştığı öğrenildi. Arkadaşları, onun işine olan bağlılığını ve her zaman güvenlik standartlarına riayet etme konusunda gösterdiği hassasiyeti hatırlatarak, bu kaybın sarsıcı bir durum olduğunu vurguladılar.
Kazanın ardından, iş güvenliği uzamanları ve sendikalar, sektördeki iş güvenliği uygulamalarının tekrar gözden geçirilmesi gerektiğini belirttiler. Bu tür talihsiz olayların yaşanmaması için işverenlerin, işçilerin güvenliği için gerekli önlemleri almaları kritik öneme sahip. Sıklıkla meydana gelen ağır iş kazaları, sadece işçinin yaşamını değil, aynı zamanda ailesinin ve çevresinin yaşamını da derinden etkiliyor.
Sonuç olarak, İzmir’in Aliağa ilçesindeki bu trajik olay, iş güvenliği konularını yeniden gündeme getirmiştir. Salih Ataman’ın ölümünün ardından başlayacak olan soruşturmanın, benzer kazaların önlenmesi ve iş güvenliğinin artırılması adına önemli bir adım olması bekleniyor. Çalışma hayatında güvenli bir ortam oluşturulması, hem iş yerlerinde hem de toplumda yaşam kalitesinin artırılması için vazgeçilmez bir gereklilik olarak karşımıza çıkmaktadır.
MEDYA EGE – Buca Belediyesi, çocukları sadece teknolojiyi tüketen bireyler değil, aynı zamanda tasarlayan ve üreten bireyler olarak yetiştirmek amacıyla robotik kodlama eğitimlerine hız kesmeden devam etmektedir. Buca Belediye Başkanı Görkem Duman, sosyal medya hesapları üzerinden yaptığı bir paylaşımda, İnci Vakfı iş birliğiyle hayata geçirilen Kod’inci Robotik Kodlama Atölyeleri hakkında bilgi vermiştir.
Başkan Duman’ın yaptığı açıklamaya göre, İnci Vakfı ile iş birliği içerisinde, Buca Belediyesi’nin Sürdürülebilirlik ve İnovasyon Merkezi bünyesinde düzenlenen atölyelerde, 9-14 yaş arasındaki çocuklara robotik ve kodlama eğitimi verilmektedir. Bu eğitim programıyla çocukların problem çözme, analitik düşünme, algoritmik düşünce geliştirme ve yaratıcılık becerilerinin artırılması hedeflenmektedir.
Eğitim sürecinde çocuklar, robotik sistemlerin temel prensiplerini öğrenirken, aynı zamanda yazılım mantığı, sensör kullanımı ve basit mühendislik uygulamaları gibi konularda da bilgi sahibi olmaktadır. Bu şekilde, çocuklar erken yaşta teknoloji üretimi ile tanışmakta ve geleceğin mühendisleri ile yazılımcıları olarak yetişmelerine katkı sağlanmaktadır.
Buca Belediyesi’nin Sürdürülebilirlik ve İnovasyon Merkezi’nde gerçekleştirilecek olan eğitimler ile ilgili olarak, katılmak isteyen ailelerin başvuru formunu doldurarak kayıt yaptırabileceği belirtilmiştir. Bu durum, çocukların eğitim süreçlerine aktif olarak katılması konusunda ailelerin daima destek vermesini teşvik etmektedir.
Buca Belediyesi’nin bu tür projeleri, çocukların teknolojiye olan ilgilerini artırmanın yanı sıra, onlara düzenli bir eğitim sunarak; geleceğin dijital dünya gereksinimlerine daha hazırlıklı bireyler olarak yetişmelerini sağlamayı amaçlamaktadır. Eğitim programlarının kapsamı, çocukların yaratıcı düşünme kapasitelerini ve eleştirel bakış açılarını geliştirip, kendini ifade edebilen bireyler olmalarına yardımcı olmaya yöneliktir.
Sonuç olarak, Buca Belediyesi’nin robotik kodlama atölyeleri, sadece teknolojiyi öğrenen değil, aynı zamanda tasarlayan ve üreten bireyler yetiştirme hedefine emin adımlarla ilerlemektedir. Bu tür eğitimlerin, çocukların teknoloji alanındaki bilgi ve becerilerini artırmasının yanı sıra, onlara problem çözme ve analitik düşünme gibi önemli yaşam becerileri kazandırması açısından da büyük bir katma değer oluşturması beklenmektedir.