21 Ocak 2026 Çarşamba
Amerika Birleşik Devletleri ile Avrupa Birliği (AB) arasında Grönland konusunda yaşanan görüş ayrılığı, altın fiyatlarının yeni rekor seviyelere ulaşmasına neden oldu. Özellikle altının ons fiyatı, ilk kez 4 bin 800 doları aşarak tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı. ABD Başkanı Donald Trump’ın Grönland’ı hedef almasının yanı sıra, güvenli liman talebi ve doların değer kaybetmesi, altının ons fiyatının hızla yükselmesini sağladı. Nitekim, bu dalgalanma sonucunda altın ons fiyatı 4 bin 888 dolara kadar tırmandı.
Bu bağlamda altın fiyatlarının artışı, yalnızca uluslararası piyasalarda değil, aynı zamanda iç piyasada da kendini gösterdi. Türkiye’de de gram altın fiyatı, büyük bir sıçrama yaparak 6 bin 804 liraya kadar yükseldi. Çeyrek altın, iç piyasalarda 11 bin 114 liradan, yarım altın 22 bin 259 liradan ve tam altın ise 44 bin 296 liradan işlem görmeye başladı. Bu fiyatlar, yatırımcıların altın alım satımını etkileyen önemli bir gösterge haline geldi.
Altın, sık sık ekonomik belirsizlikler ve jeopolitik riskler zamanında güvenli bir yatırım aracı olarak değerlendiriliyor. Özellikle ABD ve AB arasında yaşanan gerilimler, yatırımcıların güvenli liman arayışlarını artırarak altına yönelmelerine sebep oldu. Doların değer kaybı, dolaylı olarak altının fiyatını etkileyen bir diğer faktör oldu. Zira doların zayıflaması, altını diğer para birimlerinde daha cazip hale getiriyor, bu da talebi artırıyor.
Bu süreçte, altın fiyatlarındaki artışın ne kadar süreceği ve bunun ekonomik etkileri, yatırımcılar ve ekonomistler tarafından yakından izleniyor. Yüksek altın fiyatları, özellikle altınla ilgili yatırımları olan bireysel ve kurumsal yatırımcılar için önemli bir dönüm noktası olabilir. Aynı zamanda, bu durum Türkiye gibi altın tüketiminin yüksek olduğu ülkelerde etki yaratmakta, altın alım gücünü ve yatırım kararlarını şekillendirmektedir.
Sonuç olarak, ABD ile AB arasında yaşanan Grönland gerilimi, altın fiyatlarının hızla yükselmesine sebep olmakta. Bu yükseliş, yatırımcılar için yeni fırsatlar sunarken, aynı zamanda ekonomik belirsizliklerin artacağına dair endişeleri de beraberinde getiriyor. Hem uluslararası alanda hem de iç piyasada yaşanan bu gelişmeler, yatırımcıların dikkatini çekmeyi sürdürüyor ve altın, güvenli liman algısını korumaya devam ediyor.
ÖNCÜŞEHİR – İzmir’de gerçekleşen iki oda seçimi, sonuçlarıyla ve bunun sonucunda yaşanan gelişmelerle dikkat çekti. İlk olarak İzmir Pazarcılar Odası’nın 12 Ocak tarihinde gerçekleştirilen seçimlerinde mevcut başkan Hamdin Erişen ile rakibi Faysal Acar arasında kıyasıya bir mücadele yaşandı. Yapılan oy sayımı sonrası Erişen, 846 oy alarak seçimi kazanırken, Acar ise 749 oyda kalmıştı. Ancak seçim sonuçlarının ardından Faysal Acar ve ekibi, mevcut başkan lehine çok sayıda mükerrer oy kullanıldığı iddiasında bulundu ve sonuçlara itiraz etti.
İtirazların ardından Yüksek Seçim Kurulu (YSK) durumu değerlendirmeye aldı ve bu süreç sonunda yapılan açıklama ile İzmir Pazarcılar Odası’nın seçimlerini iptal etti. YSK’nın verdiği bu kararın ardından, İzmir Pazarcılar Odası’na kayyum atanacağı açıklandı. Kayyum yönetimi, bu iptal sonrası yeni bir seçim gerçekleştirmekle görevlendirilecektir.
İkinci tartışmalı seçim ise İzmir Kahveciler Odası’nda yaşandı. Mevcut başkan İsmail Hakkı Kırdı, Jale Büyükdemir ve Kahraman Varol arasında geçen bu seçimde, Jale Büyükdemir, büyük bir oy farkı ile mevcut başkan Kırdı’yı geride bıraktı. Ancak bu seçimle ilgili de itirazlar gündeme geldi ve sonuçların yeniden değerlendirilmesine karar verildi. İzmir Kahveciler Odası seçimlerinin iptal edilip edilmeyeceği konusunda kararın yarın verilmesi bekleniyor. Eğer seçim iptal edilirse, Kahveciler Odası’na da geçici kayyum atanması söz konusu olacak.
Her iki oda seçiminde de yaşanan bu tartışmalar, İzmir’deki oda seçim süreçlerinin ne kadar hassas olduğunu göstermekte. İtirazların ve YSK’nın müdahalesinin ardından oda üyelerinin ve camianın dikkatle izlediği bu süreç, aynı zamanda yereldeki demokratik işleyişin ne denli önem taşıdığını da ortaya koyuyor. Her iki tarafın da itiraz süreçlerine ayrıntılı cevaplar vermesi ve kamuoyunu bilgilendirmesi bekleniyor. İlerleyen günlerde her iki oda için yapılacak seçimler, yerel siyasetin dinamiklerini de etkileyecek gibi görünüyor.
Sonuç olarak, İzmir’deki bu seçimler ve sonrasında yaşanan gelişmeler, yerel oda yönetimlerinin nasıl seçim süreçlerine tabi olduğunu ve bu süreçlerin ne denli kritik olduğunu bir kez daha gözler önüne sermekte. Kamuoyunun bu tartışmaları yakından takip etmesi, yerel demokrasinin sağlıklı işleyişi için önemli bir adım olacaktır.
Çiğdem Canpolat
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Mersin’de bulunan çocuk evleri sitesinde bir çocuğa uygulanan şiddet olayının ardından görevden uzaklaştırılan personel hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Bu açıklamalar, söz konusu olayla ilgili bazı basın yayın organları ve sosyal medya hesaplarında çıkan haberlerin ardından ihtiyaç duyulmuştur. Bakanlık, olayla ilgili yapılan açıklamasında, “Mersin’deki bir kuruluş personeliyle ilgili haberlerde bahsi geçen görüntüler, 2024 yılında İl Müdürlüğümüz tarafından tespit edilmiştir. Olayın hemen ardından inceleme başlatılmıştır.” ifadesine yer verdi.
Bakanlık açıklamasında, müfettişler tarafından gerçekleştirilen kapsamlı bir soruşturma sonucu, ilgili personel hakkında hem adli hem de idari süreçlerin titizlikle yürütüldüğünü açıkladı. Açıklamada, “Bu süreçte ilgili personeller hakkında iş akdinin feshedilmesi, memuriyetten çıkarma, üst sınırdan yevmiye cezası gibi çeşitli işlemler uygulanmıştır.” denildi. Bakanlık, olayla ilgili gerekli adımların atıldığını ve sürecin adaletli bir şekilde yönetildiğini vurguladı.
Bununla birlikte, olayda ilgili kuruluş müdürünün de idari görevinin sonlandırıldığı belirtildi. Bakanlık, tespit edilen tüm eylemlerin adli soruşturma ve idari disiplin süreçlerinde değerlendirildiğini ifade ederek, “Hiçbir eylemin cezasız bırakılmaması için ilgili değerlendirme süreçleri devam etmektedir.” dedi. Bu sürecin her aşamasında hassas bir yaklaşım benimsendiği dile getirildi. Bakanlık, kamuoyuna; her vakayı titizlikle takip ettiklerini de duyurdu.
Böylece, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Mersin’deki çocuk evleri sitesinde gerçekleşen şiddet olayının ardından hem şiddet mağduru çocuğun hem de olayın faillerinin durumu hakkında hassas bir duruş sergiledi. Olayın yaşandığı yer ve tarih hakkında net bilgiler verilmezken, Bakanlığın konuyu ele alış biçimi, toplumsal sarsıntıyı engelleme ve çocukların güvenliğini sağlama adına alınan önlemler açısından önemli bir adım olarak değerlendirildi. Ayrıca, yaşanan bu olayın, benzer durumların tekrar yaşanmaması için bir uyarı niteliği taşıdığı vurgulandı.
Sonuç olarak, bu tür olayların önüne geçmek adına Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın gösterdiği hassasiyet ve yürüttüğü süreç, toplumsal bilinçlenme ve çocuk koruma alanında önemli bir gelişme olarak kaydedilmiştir. Bakanlık, yaşanan olayın tekrar etmemesi amacıyla gerekli tüm değerlendirmeleri ve önlemleri almaya devam edeceklerini kamuoyuyla paylaştı.
Milano Cortina 2026 Kış Olimpiyat Oyunları’na sadece 16 gün kala, Türkiye’yi temsil edecek sporcular açıklandı. Bu olimpiyatlarda Türkiye, alp disiplini kadınlarda Ada Hasırcı ve erkeklerde Thomas Kaan Önol Lang ile, kayakla atlama erkeklerde Fatih Arda İpcioğlu ve Muhammed Ali Bedir, kayaklı koşu kadınlarda İrem Dursun ve erkeklerde Abdullah Yılmaz, kısa kulvar sürat pateni erkeklerde ise Denis Örs ve Furkan Akar gibi sporcularla yer alacak. Türkiye’nin Kış Olimpiyatları’ndaki bu temsilcileri, ülkemizi uluslararası arenada başarılı bir şekilde temsil etmeyi hedefliyorlar.
Türkiye, Kış Olimpiyat Oyunları’na ilk kez 1936 yılında Garmisch-Partenkirchen’de katıldı. Oyunlarda, alp disiplininde Nazım Aslangil ve Ülker Pamir, kayaklı koşuda Cemal Tigin ve Sadri Erkılıç, hem alp disiplininde hem de kayaklı koşuda Mehmet Şevki Karman ve Reşat Erceş yarıştı. Bu tarih, Türkiye’nin olimpiyat tarihindeki ilk adımı oldu. O dönemlerde katılan ilk kadın milli sporcu ise Salt Lake 2002’de kayaklı koşuda yarışan Kelime Aydın Çetinkaya’dır. Çetinkaya, Torino 2006, Vancouver 2010 ve Sochi 2014 Kış Olimpiyatları’nda da yarışarak, Türkiye’yi dört kez temsil eden en başarılı kadın sporcu unvanını aldı.
Torino 2006’da, artistik buz pateni dalında Tuğba Karademir Türkiye’yi Olimpiyatlar’da temsil eden ilk sporcu oldu. Aynı yıl içinde Duygu Ulusoy da alp disiplinde Türkiye’nin ilk kadın milli kayakçısı olarak kayıtlara geçti. 2014 Sochi Kış Olimpiyatları’nda ise Alper Uçar ve Alisa Agafonova, ilk milli buz dansı sporcuları olarak dikkat çekti. Fatih Arda İpcioğlu, PyeongChang 2018 Kış Olimpiyatları’nda kayakla atlama dalında yer alarak olimpiyatlara katılan ilk Türk sporcu unvanını kazandı ve Türkiye o yıl dört farklı spor dalında yarışarak olimpiyat tarihine yeni bir sayfa ekledi.
Kış Olimpiyatları tarihindeki bu önemli anlardan biri de Furkan Akar’ın 2022 Beijing Kış Olimpiyatları’nda kısa kulvar sürat pateni 1.000 metrede elde ettiği 6. sıradır. Bu başarı, Türkiye’nin Kış Olimpiyatları tarihindeki en iyi sonucu temsil etmektedir. Bu lette, Türkiye’nin Kış Olimpiyatları’ndaki rekabet gücü yükselmekte ve daha fazla sporcu, uluslararası sahnede kendini göstermeye başlamaktadır.
İtalya, daha önce Cortina d’Ampezzo 1956 ve Torino 2006 Kış Olimpiyatları’na ev sahipliği yapmıştı, şimdi de Milano-Cortina 2026 ile üçüncü kez Kış Olimpiyatları’na ev sahipliği yapacak. Bu kapsamda, olimpiyatlar sırasında 16 farklı spor dalında 116 madalya için yarışmalar düzenlenecek. Oyunlarda ilk kez spor alanlarına göre dağıtılan altı farklı Olimpiyat Köyü bulunacak. Spor dalları arasında alp disiplini, artistik buz pateni, kayakla atlama ve daha birçok branş yer alacak.
Milano Cortina 2026 Kış Olimpiyat Oyunları’nda açılış ve kapanış törenleri, olimpiyat tarihinde bir ilk olarak, farklı şehirlerde gerçekleştirilecek. Açılış töreni, 6 Şubat 2026 Cuma günü TSİ 22.00’de San Siro Stadyumu, Cortina City Centre (Piazza Di Bona), Predazzo Ski Jumping Stadium ve Livigno Snow Park gibi dört bölgede düzenlenecek. Kapanış töreni ise 22 Şubat Pazar günü TSİ 22.30’da Verona Arenası’nda yapılacak.
Bu olimpiyatlar, cinsiyet eşitliğini gözeten bir organizasyon olarak öne çıkacak. Katılımcıların %47’sini kadınların oluşturacağı ve toplam 50 kadınlar madalya yarışmasının gerçekleşeceği Milano Cortina 2026, bu alanda bir rekor kırılması hedefleniyor. Ayrıca, kayaklı koşu toplu çıkış yarışı bu
İzmir Cumhuriyet Başsavcısı Ali Yeldan, Cumhuriyet tarihinin en kapsamlı narkotik operasyonu olarak nitelendirilen “Narkokapan-İzmir” hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Yeldan, bu tür suç odaklarına asla geçit verilmeyeceğini belirterek, Türkiye’nin gençlerini uyuşturucu bataklığına teslim etmeyecek kadar güçlü bir iradeye sahip olduğunu ifade etti. Bu kapsamda, devletin uyuşturucuyla mücadelede kararlı bir duruş sergilediğini vurguladı.
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan açıklamada, Yeldan’ın Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ile yürütülen işlemler hakkında bilgiler aldığı aktarıldı. Uyuşturucu Suçları Soruşturma Bürosu’ndan sorumlu Cumhuriyet Başsavcı Vekili Gültekin Topsakal ve görevli cumhuriyet savcılarıyla bir araya gelerek, işlerin gidişatı hakkında bilgi alışverişinde bulundu. Yeldan, devletin bu konudaki kararlılığının altını çizerken, emniyet mensuplarının da milletin huzur ve güvenliği için özveriyle çalıştığını dile getirdi.
Yeldan, açıklamalarında sokakları zehir tacirlerinden arındırma ve gençlerin geleceğini koruma konusunu, devlet olmanın en temel sorumlulukları arasında saydı. Uyuşturucunun neden olduğu sorunların önüne geçme konusunda devlet otoritesinin tamamen yanlarında olduğunu belirten Yeldan, bu tür faaliyetlere karşı herkesin duyarlı ve dikkatli olması gerektiğini vurguladı.
Özellikle gençlerin korunmasının altını çizen Yeldan, “Gençlerimizi karanlığa sürüklemek isteyen hiçbir suç odağına asla geçit verilmeyecektir.” şeklinde açıklamalarda bulundu. Türkiye Cumhuriyeti’nin gençlerini uyuşturucu bataklığına teslim etmeyecek kadar güçlü bir geçmişe ve iradeye sahip olduğuna dair konuşmasını sürdürdü. Bu noktada devletin, suç unsurlarına karşı gösterdiği mücadele kararlılığı ve hukukun üstünlüğü ilkesinin önemine vurgu yapmayı ihmal etmedi.
“Narkokapan-İzmir” operasyonunun ardından yapılan bu açıklamalar, sadece İzmir’deki değil, Türkiye genelindeki uyuşturucu ticaretiyle mücadele konusunda da bir dönüm noktası oluşturmayı hedefliyor. Özellikle uyuşturucuya karşı yürütülen mücadelenin her alanda sürmesi gerektiğini belirten Yeldan, toplumun her kesimini harekete geçirmeye yönelik bir çaba içinde olunduğunu ifade etti. Devlet, tüm organlarıyla birlikte bu mücadelede kararlı bir tutum sergilemeyi sürdürecek.
Sonuç olarak, İzmir Cumhuriyet Başsavcısı Ali Yeldan’ın bu konudaki açıklamaları, Türkiye’nin uyuşturucuyla mücadeledeki kararlılığını pekiştirmekte ve özellikle gençleri koruma çabalarını ön plana çıkarmaktadır. Gençlerin sağlıklı bir gelecek için korumasının yanı sıra, halkın güvenliğini sağlamak adına yürütülen bu tür operasyonların artarak devam etmesi büyük bir gereklilik olarak öne çıkmaktadır.