22 Ocak 2026 Perşembe
İzmir’de gerçekleştirilen basın toplantısında, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) İl Başkanlığı öncülüğünde çeşitli sivil toplum kuruluşları temsilcileri bir araya geldi. Toplantının amacı, terör örgütü YPG/SDG yandaşlarının Nusaybin-Kamışlı sınır hattında Türk bayrağına yönelik saldırısına karşı duyulan tepkiyi dile getirmekti. Toplantıya, çoğunluğu doğu ve güneydoğu hemşehri derneklerinden gelen katılımcılar, olayın ciddiyetine dikkat çekmek amacıyla katıldılar.
MHP İzmir İl Başkanı Veysel Şahin, toplantıda yaptığı konuşmada, Terörsüz Türkiye hedefinin, toplumun tüm kesimlerinin bir araya gelmesi ile hayata geçirilmekte olduğunu belirtti. Şahin, Mardin’in Nusaybin ilçesinde gerçekleştirilen saldırının “haince” bir eylem olduğunu ifade ederek, bunun aziz Türk milletini derinden üzdüğünü dile getirdi. “Bu alçak ve çirkin eylem, vicdanlarda derin yara açmıştır,” diyen Şahin, birlik ve kardeşlik vurgusu yaparak, hiçbir provokasyona geçit vermeyeceklerini söyledi. Şahin ayrıca, “Türkiye Cumhuriyeti Devleti milletiyle birdir, bayrağıyla bütündür,” dedi.
Toplantıda söz alan Anadolu Birliği Derneği Onursal Başkanı Koçali Al, İzmir’deki sivil toplum kuruluşlarının Terörsüz Türkiye için toplumun her kesimini ziyaret ettiğini ve halkın büyük bir kısmının bu sürece destek verdiğini söyledi. Al, Türk bayrağının hem Türkler hem de Kürtler için bir onur ve namus simgesi olduğunu, “Ona uzanan eller kahrolsun” diyerek ifade etti. Yine, kendileri olarak Türkiye’de yaşayan tüm halklar adına Terörsüz Türkiye’nin yanındayız, şeklinde konuştu.
Ege Bölgesi Erzurum Dernekler Birliği Federasyonu Genel Başkanı Zakir Salmanoğlu da Türk bayrağına yapılan saldırıyı kınadı ve provokasyonlara karşı duyarlılık gösterme sözü verdi. Salmanoğlu, “Bu bayrak hepimize yeter. Bu ülkede bu bayrak altında yaşayan herkes kardeştir,” diyerek bayrağın dokunulmazlığına vurgu yaptı. İzmir Diyarbakırlılar Federasyonu Başkanı Kadir Akgün ise yaşanan olayın herkesi üzdüğünü, bayrağın hepsinin onuru ve şerefi olduğuna dikkat çekti. Akgün, olayın failini eleştirerek, “O bayrağı indiren şahsın kimliğinde Türk bayrağı yok muydu?” diye sordu.
İzmir Mardinliler Vakfı Başkanı Rasim Kahraman ise olayı kınadığını belirterek, bir Mardinli olarak utanç duyduğunu ifade etti. Kahraman, Mardin’in 8 ilçesinde halkın evlerine bayrak astığını ve yaşanan kanlı geçmişinden sonra artık daha fazla acı istemediklerini vurguladı. “Bölmek isteyenlere de fırsat vermeyeceğiz,” diyerek Mardinlilerin bayrağa sahip çıkacağına dair kararlılık sergiledi.
Toplantıya ayrıca, Şanlıurfa, Ağrı, Kars, Ardahan, Iğdır, Konya, Erzincan ve Sivas gibi farklı illerin hemşehri derneklerinin temsilcileri katıldı. Bu birliktelik, Türk milletinin birleşik duruşunun ve teröre karşı dayanışmasının bir göstergesi olarak önemli bir mesaj vermekteydi.
Son dönemde yapılan kapsamlı çalışmalarda, Alpu İlçesi’nde İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, şüpheli şahısların izinsiz kazı yapma girişimi hakkında önemli bilgilere ulaşmıştır. Bu bilgiye dayanarak, Anadolu Mirası Operasyonları çerçevesinde jandarma ekipleri, hızlı bir müdahalede bulunmuş ve olayla ilgili detaylı bir inceleme başlatmıştır. Yapılan çalışmalar sonucunda, 8 şüpheli kişi kaçak kazı yaparken suçüstü yakalanmıştır. Bu durum, bölgedeki tarihi ve kültürel mirası koruma çabalarının ne denli önemli olduğunu bir kez daha gözler önüne sermektedir.
Yaklaşık olarak 8 şüpheli şahsa ait olduğu belirlenen kazı alanında yapılan detaylı incelemelerde, önemli bulgular elde edilmiştir. Jandarma ekipleri, kazı yapan şahısların bulundukları yerden kazı yapmak için kullandıkları bir eksvatör, taşımak için kullanılan bir lobet, 3 metre uzunluğunda bir çekme halatı ve 30 metre uzunluğunda bir halat ile birlikte 5 adet çeşitli kazı malzemesi ele geçirmiştir. Bu bulgular, şüphelilerin organize bir şekilde hareket ettiklerini ve oldukça profesyonel bir ekipman kullanarak yasadışı kazı faaliyetinde bulunduklarını göstermektedir.
Kaçak kazı, ülkemizde hem tarihi eserlerimizin korunması açısından hem de insanlık tarihine dair önemli bilgilerin kaybı riskini barındıran kritik bir sorundur. Bu bağlamda, Alpu İlçesi’nde gerçekleştirilen başarılı operasyon, bu tür yasadışı faaliyetlere karşı alınan önlemlerin ve yapılan çalışmaların gerekliliğini vurgulamaktadır. Elde edilen bulgular ve yakalanan şahıslar hakkında, ilgili makamlara dosya iletilerek derhal soruşturma süreci başlatılmıştır. Bu süreç, hukukun üstünlüğü ve toplumsal adalet açısından son derece önemli bir adım olarak değerlendirilmektedir.
Alpu İlçesi’nde gerçekleşen bu olay, sadece yerel değil, aynı zamanda ulusal ölçekte de tarihi mirasın korunmasına yönelik önemli bir ders niteliği taşımaktadır. Kazı faaliyetleri sırasında ele geçen malzemeler, bölgenin tarihî dokusunu tehdit eden bir yaklaşımın sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Bu tür durumlarla karşılaşmamak için, hem halkın hem de yerel yöneticilerin tarihi değerlere sahip çıkmaları gerektiği bir kez daha anlaşılmaktadır. Jandarma ve diğer güvenlik güçlerinin yapmış olduğu bu amansız mücadele, gelecekte benzer olayların önüne geçme konusunda önemli bir adım olarak kabul edilmektedir.
Sonuç olarak, Alpu İlçesi’nde gerçekleştirilen bu operasyon, diğer illerde de benzer yasadışı kazılara karşı etkili bir farkındalık oluşturma amacı taşıyarak, toplumun her kesimini konuya dahil etmeyi hedeflemektedir. Tarihi eserlerin korunması, sadece ilgili kurumların değil, aynı zamanda toplumun bütün bireylerinin ortak sorumluluğu olduğunun bilincinde olunması gerekmektedir. Bu tür olaylarla mücadele, sadece yasa uygulayıcılarının değil, her vatandaşın katkısıyla mümkün olacaktır.
Meteoroloji İzmir Bölge Müdürlüğü, 25 Ekim 2023 tarihinde yaptığı açıklamada, İzmir’de beklenen sağanak yağışların etkili olmaya başlayacağını duyurdu. Sabahın erken saatlerinden itibaren yağışlar, özellikle Karabağlar ve Buca ilçelerinde yoğun şekilde hissedildi. Bu durum, vatandaşların günlük yaşamını olumsuz etkiledi.
Karabağlar Sanayi bölgesinde yaşanan sağanak yağış sonrası, meydana gelen dere taşması nedeniyle yollar su altında kaldı. Bu durum, ulaşıma büyük bir engel teşkil etti ve bölgedeki hareketliliği azalttı. Yolda kalan araçlar, suyun çekilmesini beklerken, sürücüler zor anlar yaşadı.
İzmir Büyükşehir Belediyesi, taşkın meydana gelen bölgelerde acil önlemler almak için ekiplerini seferber etti. Belediyeye bağlı çalışma ekipleri, su tahliye işlemlerine hızla başladı ve taşkın alanlarında kurtarma operasyonları için hazır bekletildi. Ekiplerin, bölgede yürüttüğü çalışmaların, hemen sonuç vermesi ve su birikintilerinin en kısa sürede temizlenmesi bekleniyor.
Yetkililer, sağanak yağışların birkaç gün daha etkili olabileceği yönünde tahminlerde bulunuyor. Bu nedenle vatandaşların dikkatli olmaları ve su birikintileri ile dolu yollardan kaçınmaları konusunda uyarılar devam ediyor. Meteoroloji genel müdürlüğü, ilerleyen saatlerde de hava durumu ile ilgili yeni bilgilendirmelerin yapılacağına dair açıklamalarda bulundu.
Bu tür hava koşulları, geçmişte de İzmir’de benzer sorunların yaşanmasına neden olmuştu. Belediyenin, her yıl yaşanan uzun süreli yoğun yağışların ardından altyapı sorunlarını çözme konusundaki çabaları artırması gerekiyor. Uzmanlar, hem kısa hem de uzun vadeli çözümler üretilmesi gerektiğini vurguluyor.
Sonuç olarak, İzmir’de meydana gelen sağanak yağışlar, bölgedeki yaşamı etkileyen önemli bir olay olarak öne çıkıyor. Ekiplerin kararlılığı ve hızla müdahale etme çabaları, yaşanan sıkıntıların en kısa sürede aşılmasına yardımcı olacaktır. İzmir halkının, bu tür durumlarla başa çıkabilmek için hazırlıklı olması gerektiği bir kez daha ortaya çıktı. Herkese geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz.
Amerika Birleşik Devletleri ile Avrupa Birliği (AB) arasında Grönland konusunda yaşanan görüş ayrılığı, altın fiyatlarının yeni rekor seviyelere ulaşmasına neden oldu. Özellikle altının ons fiyatı, ilk kez 4 bin 800 doları aşarak tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı. ABD Başkanı Donald Trump’ın Grönland’ı hedef almasının yanı sıra, güvenli liman talebi ve doların değer kaybetmesi, altının ons fiyatının hızla yükselmesini sağladı. Nitekim, bu dalgalanma sonucunda altın ons fiyatı 4 bin 888 dolara kadar tırmandı.
Bu bağlamda altın fiyatlarının artışı, yalnızca uluslararası piyasalarda değil, aynı zamanda iç piyasada da kendini gösterdi. Türkiye’de de gram altın fiyatı, büyük bir sıçrama yaparak 6 bin 804 liraya kadar yükseldi. Çeyrek altın, iç piyasalarda 11 bin 114 liradan, yarım altın 22 bin 259 liradan ve tam altın ise 44 bin 296 liradan işlem görmeye başladı. Bu fiyatlar, yatırımcıların altın alım satımını etkileyen önemli bir gösterge haline geldi.
Altın, sık sık ekonomik belirsizlikler ve jeopolitik riskler zamanında güvenli bir yatırım aracı olarak değerlendiriliyor. Özellikle ABD ve AB arasında yaşanan gerilimler, yatırımcıların güvenli liman arayışlarını artırarak altına yönelmelerine sebep oldu. Doların değer kaybı, dolaylı olarak altının fiyatını etkileyen bir diğer faktör oldu. Zira doların zayıflaması, altını diğer para birimlerinde daha cazip hale getiriyor, bu da talebi artırıyor.
Bu süreçte, altın fiyatlarındaki artışın ne kadar süreceği ve bunun ekonomik etkileri, yatırımcılar ve ekonomistler tarafından yakından izleniyor. Yüksek altın fiyatları, özellikle altınla ilgili yatırımları olan bireysel ve kurumsal yatırımcılar için önemli bir dönüm noktası olabilir. Aynı zamanda, bu durum Türkiye gibi altın tüketiminin yüksek olduğu ülkelerde etki yaratmakta, altın alım gücünü ve yatırım kararlarını şekillendirmektedir.
Sonuç olarak, ABD ile AB arasında yaşanan Grönland gerilimi, altın fiyatlarının hızla yükselmesine sebep olmakta. Bu yükseliş, yatırımcılar için yeni fırsatlar sunarken, aynı zamanda ekonomik belirsizliklerin artacağına dair endişeleri de beraberinde getiriyor. Hem uluslararası alanda hem de iç piyasada yaşanan bu gelişmeler, yatırımcıların dikkatini çekmeyi sürdürüyor ve altın, güvenli liman algısını korumaya devam ediyor.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Mersin’de bulunan çocuk evleri sitesinde bir çocuğa uygulanan şiddet olayının ardından görevden uzaklaştırılan personel hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Bu açıklamalar, söz konusu olayla ilgili bazı basın yayın organları ve sosyal medya hesaplarında çıkan haberlerin ardından ihtiyaç duyulmuştur. Bakanlık, olayla ilgili yapılan açıklamasında, “Mersin’deki bir kuruluş personeliyle ilgili haberlerde bahsi geçen görüntüler, 2025 yılında İl Müdürlüğümüz tarafından tespit edilmiştir. Olayın hemen ardından inceleme başlatılmıştır.” ifadesine yer verdi.
Bakanlık açıklamasında, müfettişler tarafından gerçekleştirilen kapsamlı bir soruşturma sonucu, ilgili personel hakkında hem adli hem de idari süreçlerin titizlikle yürütüldüğünü açıkladı. Açıklamada, “Bu süreçte ilgili personeller hakkında iş akdinin feshedilmesi, memuriyetten çıkarma, üst sınırdan yevmiye cezası gibi çeşitli işlemler uygulanmıştır.” denildi. Bakanlık, olayla ilgili gerekli adımların atıldığını ve sürecin adaletli bir şekilde yönetildiğini vurguladı.
Bununla birlikte, olayda ilgili kuruluş müdürünün de idari görevinin sonlandırıldığı belirtildi. Bakanlık, tespit edilen tüm eylemlerin adli soruşturma ve idari disiplin süreçlerinde değerlendirildiğini ifade ederek, “Hiçbir eylemin cezasız bırakılmaması için ilgili değerlendirme süreçleri devam etmektedir.” dedi. Bu sürecin her aşamasında hassas bir yaklaşım benimsendiği dile getirildi. Bakanlık, kamuoyuna; her vakayı titizlikle takip ettiklerini de duyurdu.
Böylece, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Mersin’deki çocuk evleri sitesinde gerçekleşen şiddet olayının ardından hem şiddet mağduru çocuğun hem de olayın faillerinin durumu hakkında hassas bir duruş sergiledi. Olayın yaşandığı yer ve tarih hakkında net bilgiler verilmezken, Bakanlığın konuyu ele alış biçimi, toplumsal sarsıntıyı engelleme ve çocukların güvenliğini sağlama adına alınan önlemler açısından önemli bir adım olarak değerlendirildi. Ayrıca, yaşanan bu olayın, benzer durumların tekrar yaşanmaması için bir uyarı niteliği taşıdığı vurgulandı.
Sonuç olarak, bu tür olayların önüne geçmek adına Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın gösterdiği hassasiyet ve yürüttüğü süreç, toplumsal bilinçlenme ve çocuk koruma alanında önemli bir gelişme olarak kaydedilmiştir. Bakanlık, yaşanan olayın tekrar etmemesi amacıyla gerekli tüm değerlendirmeleri ve önlemleri almaya devam edeceklerini kamuoyuyla paylaştı.