05 Şubat 2026 Perşembe
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, ünlülere yönelik yürütülen bir uyuşturucu ve fuhuş soruşturması kapsamında dikkat çekici bir gelişme yaşandı. Bu süreçte, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB) Başkanı ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) Cumhurbaşkanı adayı olan Ekrem İmamoğlu’nun eşi Dilek İmamoğlu’nun kardeşi Ali Kaya da dahil olmak üzere toplamda 19 şüpheli gözaltına alındı. Gözaltına alınan isimlerin arasında tanınmış simaların da bulunduğu belirtiliyor.
Dilek İmamoğlu, kardeşi Ali Kaya’nın gözaltına alınmasının ardından sosyal medya üzerinden bir açıklama yaparak kamuoyuna duyuruda bulundu. İmamoğlu’nun yapmış olduğu açıklamada, adeta bir çağrı niteliğinde ifadeler kullanarak, ailesinin hedef alınmasından duyduğu rahatsızlığı dile getirdi. Dilek İmamoğlu, medya ve kamuoyunda kendisinin ve ailesinin üzerinden yürütülen hukuksuz uygulamalara karşı tepkisini ortaya koydu.
Dilek İmamoğlu, açıklamalarında şu ifadeleri kullandı: “Ailemin üzerinden elinizi çekin! Önce sevgili eşim Ekrem İmamoğlu ve çalışma arkadaşları hedef alındı. Ardından ailelerimiz hedef olmaya başladı. Büyük bir sabır ve sorumlulukla, yaşananların aileler üzerinden yürütülen bir hedef gösterme kampanyasına dönüşmemesi için mücadele ediyoruz.” Bu açıklama, Dilek İmamoğlu’nun yalnızca kendi ailesine değil, aynı zamanda bu süreçte adalet ve hak arayışı içerisinde olan herkes için bir manifestoyu sembolize ediyordu.
İmamoğlu, yaşananların ardında yatan sebeplerin ne vicdanla, ne hukukla, ne de insanlıkla bağdaşmadığına dikkat çekti. Ayrıca, “Masumiyet karinesi” ve “lekelenmeme hakkı” gibi hukuk devletinin temel ilkelerinin ihlal edilmemesi gerektiğini vurguladı. Ailelerin, siyasi hesaplar uğruna hedef alınmasını eleştiren İmamoğlu, bu tür durumların meşru olmadığını belirtti.
Dilek İmamoğlu, hukukun dedikodularla değil, somut delillerle ve adil bir şekilde işletilmesi gerektiğini ifade etti. “Bu çağrı yalnızca benim ailem için değildir. Bu, hukuka, adalete ve demokrasinin asgari güvencelerine ihtiyaç duyan herkes içindir,” diyerek adalet arayışında olan tüm bireylere seslendi. Özellikle, aileler üzerinden yürütülen kirli senaryolara karşı durulması çağrısında bulundu.
Son olarak, hukuk ile siyasi manipülasyonların kesişim noktası olan durumlara dikkat çekerek, “Hukuku siyasetin aracı haline getirmekten vazgeçin! Adil, temiz ve hukuka uygun süreçler derhal işletilsin!” ifadelerine yer verdi. Dilek İmamoğlu’nun bu açıklamaları, yaşanan sürecin aydınlatılması ve adaletin sağlanması yönünde bir talep niteliğindeydi.
Sonuç olarak, ünlülere yönelik yürütülen bu soruşturma, kamuoyunun ilgisini çekmeye devam ederken, Dilek İmamoğlu’nun açıklamaları, adalet ve hak mücadelesinin önemini bir kez daha gözler önüne serdi.
Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün 5 Şubat Perşembe günü için yaptığı değerlendirmelere göre, İzmir genelinde kuvvetli sağanak yağış ve fırtına bekleniyor. Ayrıca, deniz seviyesinde geçici bir yükselme (deniz kabarması) riski konusunda da uyarılarda bulunuluyor. Bu durum, kıyı kesimleri ve denizle ilgili alanlarda yağmur sularının tahliyesini zorlaştırabileceği endişesi taşıyor. Bu nedenle, İZSU ekipleri olası olumsuz etkilerin önlenmesi amacıyla, kentin genelinde önleyici tedbirleri artırmış durumda. Çalışmalar kapsamında yağmur suyu ızgaraları, kanallar ve dere yataklarının temizliği ve bakımı kesintisiz bir şekilde devam ediyor.
İZSU ekipleri, yağmur suyu hatlarında biriken çamur, atık ve sürüklenen diğer malzemeleri temizlerken, dere yataklarında su akışını engelleyebilecek sazlıklar, otlar ve evsel atıkların ortadan kaldırılmasına yönelik kontrollü işlemler gerçekleştiriyor. Bu kapsamda, özellikle su birikintisi yaşanan bölgeler öncelikli olarak ele alınacak. İzmir’de Ocak ayı itibarıyla metrekareye düşen yağış miktarının 223,7 kilogram olarak kaydedildiği ve bu verinin 88 yıllık ortalamaların üzerine çıktığı bilgisi de dikkat çekiyor. Yağışlı havanın aralıklarla devam etmesi beklenirken, İZSU ekipleri geçmişte su birikintilerine neden olan cadde ve sokaklarda ızgara temizliği yaparak yağmur sularının sağlıklı bir şekilde tahliye edilmesine zemin hazırlamaya odaklanıyor.
Şiddetli yağış ve fırtına ile beraber yaşanması muhtemel deniz yükselmesinin, yağmur suyu deşarjlarını olumsuz şekilde etkileyebileceği ihtimali göz önünde bulundurularak, kıyı bölgelerdeki hatlar, ızgaralar ve terfi sistemleri titizlikle kontrol ediliyor. Ekipler, deniz seviyesindeki geçici yükselmenin doğurabileceği geri tepmeler ve su baskınları gibi risklere karşı kritik noktalarda yoğun bir çaba harcıyor. Bu çabalar, halk sağlığını korumak ve olumsuz durumların önüne geçmek adına büyük önem taşıyor.
İZSU, yağış süresince İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin tüm ilgili birimleriyle koordinasyon içinde çalışarak, tüm ekiplerin sahada aktif bir şekilde görev almasını sağlayacak. Olası ihbarlara hızlı bir şekilde müdahale edilebilmesi amacıyla gerekli tüm önlemler alınmış bulunuyor. Hem yağış miktarının artması hem de deniz seviyesindeki geçici yükselmelerle başa çıkabilmek için tüm birimlerin iş birliği içinde hareket etmesi ve planlı çalışması kritik bir öneme sahip. İZSU’nun bu süreçte yürüttüğü önleyici çalışmalar, kentte olası su baskınlarının ve diğer olumsuz durumların en aza indirgenmesine büyük oranda katkıda bulunmayı hedefliyor.
Ticaret Bakanlığı, vatandaşların temel gıda ürünleri konusunda mağduriyet yaşamaması için denetimlerine aralıksız devam etmektedir. Bu kapsamda, fahiş fiyat artışları, stokçuluk gibi durumların önüne geçilmesi amaçlanmaktadır. Ankara Ticaret İl Müdürlüğü ekipleri, bir markette gerçekleştirdikleri denetimde, özellikle ekmek, et ve peynir gibi temel gıda ve ihtiyaç malzemelerinin fiyat etiketlerini titizlikle incelemiştir. Denetim sırasında, ürünlerin etiket bilgilerinin yanı sıra, üretim yerleri, ayırıcı özellikleri, birim ve satış fiyatları da değerlendirildi. Ekipler, ayrıca ürünlerin kasa ve raf fiyatlarını karşılaştırarak olası fiyat usulsüzlüklerini tespit etmeye çalıştı.
Bu denetimlerin, Ticaret Bakanlığı ve Tarım ve Orman Bakanlığı’nın işbirliği içinde yürütüldüğü belirtilmektedir. Özellikle Ramazan ayı öncesinde ve süresince, fahiş fiyat uygulamalarının önüne geçilmesi hedeflenmekte ve bu doğrultuda adil fiyat mekanizmalarının oluşturulmasına yönelik çalışmalar devam etmektedir. Tarım İl Müdürlükleri ile Ticaret İl Müdürlükleri tarafından koordine edilen denetimler, gıda ürünlerinin piyasa fiyatlarının yanı sıra tüketicilerin haklarını koruma amacı taşımaktadır.
Son yıllarda, gıda ürünlerinde görülen ani fiyat artışları ve stokçuluk olayları, kamuoyunda önemli bir endişe kaynağı haline gelmiştir. Özellikle Ramazan ayı gibi talebin arttığı dönemlerde, gereksiz fiyat artışlarının önlenmesi için denetimlerin sıklaştırılması kritik bir önem taşımaktadır. Bu bağlamda, düzenli olarak yapılan denetimlerin, piyasa dengesinin korunması ve vatandaşların alım gücünün desteklenmesi açısından oldukça faydalı bir süreç olduğu ifade edilmektedir.
Bakanlık yetkilileri, yapılan denetimlerin yalnızca bir seferlik değil, sürekli bir süreç içinde gerçekleştirileceğini vurgulamaktadır. Böylece, tüketicilerin ihtiyaç duyduğu gıda ürünlerine ulaşımının kolaylaştırılması ve olası fahiş fiyat uygulamalarının engellenmesi hedeflenmektedir. Ayrıca, denetimlerin şeffaf bir biçimde yürütülmesi ve kamuoyunun bilgilendirilmesi sürecinin de önemli olduğuna dikkat çekilmektedir.
Sonuç olarak, Ticaret Bakanlığı’nın yürüttüğü bu denetim çalışmaları, sadece fiyat denetimi değil, aynı zamanda halk sağlığı, güvenliği ve ekonomik istikrar için de büyük bir önem taşımaktadır. Herkesin sağlıklı ve uygun fiyatlarla gıda ürünlerine erişimini sağlama hedefi doğrultusunda, ilgili tüm bakanlıkların işbirliği içinde çalışmaları ve bu denetimleri sıkı bir şekilde yürütmeleri gerektiği düşünülmektedir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş, Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun rapor çalışmaları çerçevesinde siyasi parti gruplarının temsilcilerini kabul etti. Yapılan açıklamada, komisyonun beş toplantı gerçekleştirdiği ve bu toplantılarda partilerin hazırladığı raporlar üzerinden belirlenen konuların detaylı bir şekilde değerlendirildiği ifade edildi.
Toplantılara katılan parti temsilcileri, komisyonun amacı doğrultusunda işbirliği yaparak, Türkiye’nin karşı karşıya olduğu zorlukları aşma konusunda fikir alışverişlerinde bulundu. Komisyonun birinci hedefi, milli dayanışmayı artırmak ve halk arasında kardeşlik duygularını güçlendirmek. Numan Kurtulmuş, bu süreçte tüm parti temsilcilerinin görüşlerinin önemli olduğunu vurgulayarak, farklı bakış açılarıyla daha kapsamlı bir rapor oluşturulmasının sağlanacağını belirtti.
Kurtulmuş’un açıklamasında, gerçekleştirilen toplantılarda ele alınan konuların detaylı bir şekilde değerlendirildiği ve her partinin kendi önerilerini ve görüşlerini bu platformda dile getirdikleri sürecin önemi vurgulandı. Ayrıca, komisyonda yapılan çalışmalarda sadece öneri ve raporların hazırlanması değil, aynı zamanda çözüme yönelik somut adımların da atılması gerektiğinin altı çizildi.
İlerleyen günlerde gerçekleştirilecek olan komisyon toplantısında rapora nihai şeklinin verileceği ve oylama sürecinin başlatılacağı ifade edildi. Bu süreç sonunda, raporun Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunulacağı belirtildi. Bu aşama, Türkiye’nin demokratik işleyişi açısından büyük bir öneme sahip. Çünkü rapor, gündemdeki sorunlar ve toplumun ihtiyaçları hakkında somut öneriler barındırarak TBMM’ye yön verecek bir rehber niteliği taşıyacak.
Sonuç olarak, Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun yaptığı çalışmalar, Türkiye’nin demokratik yapısının güçlendirilmesi, toplumsal birlikteliğin sağlanması ve farklı siyasi görüşlerin uzlaşmasına zemin hazırlamak amacı taşımaktadır. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un liderliğinde, tüm siyasi parti gruplarının katılım gösterdiği bu çalışmaların, ülke genelinde pozitif bir etki yaratması beklenmektedir. Türk halkının daha iyi bir yaşama sahip olması için gereken adımların atılması konusunda siyasi partilerin birlikte hareket etmelerinin önemi bir kez daha öne çıkmaktadır.
Polonya, cinsel istismar şebekesi kurmakla suçlanan ve yargı süreci boyunca cezaevinde hayatını kaybeden ABD’li milyarder Jeffrey Epstein’a dair ortaya çıkan yeni belgeleri inceleyecek. Polonya Başbakanı Donald Tusk, Epstein ile Rus istihbarat servisleri arasındaki olası bağlantıları araştırmak amacıyla bir ekip oluşturulduğunu açıkladı. Tusk, bu ekibin Polonyalı çocukların Epstein’ın cinsel istismar ağının kurbanları olup olmadığını değerlendireceğini belirtti.
Başbakan Donald Tusk, kabine toplantısı öncesinde gerçekleştirdiği basın toplantısında, “Bu benzeri görülmemiş pedofili skandalının Rus istihbarat servisleri tarafından organize edildiği yönünde giderek artan kanıt, bilgi ve uluslararası basında yer alan yorumlar mevcut,” dedi. Tusk, bunun Polonya’nın güvenliği açısından taşıdığı risklere dikkat çekti. “Eğer bu iddialar doğruysa, Rusya’nın hala aktif olan birçok lider aleyhinde kullanabileceği gizli bilgilere sahip olabileceği anlamına geliyor,” ifadelerini kullandı.
Tusk, ABD tarafından açıklanan belgelerin, Polonya’nın güneyinde yer alan Krakow şehrinde yaşayan ve Epstein ile “bir grup Polonyalı kadın veya kızlar” üzerine iletişimde bulunduğu belirtilen kişilere dair bilgiler içerdiğini ifade etti. Belgelerde tespit edilen bazı ipuçlarının detaylı bir inceleme sürecine tabi tutulacağını da vurguladı. Tusk, Polonya savcılarına ve güvenlik servislerine kamuya açık tüm materyallerin “derhal” gözden geçirilmesi ve her dosyanın analiz edilmesi talimatını verdi. Gerekli görülmesi durumunda, ABD’li yetkililerden daha fazla belgeye erişim talep edileceğini de sözlerine ekledi. Ayrıca, Polonyalı çocukların pedofil şebekesi tarafından istismar edildiğinin tespit edilmesi durumunda, hükümetin sorumlulardan hesap sormak için elinden geleni yapacağını sözlerine ekledi.
Oluşturulacak özel ekibin başında Adalet Bakanı Waldemar Zurek’in olacağı belirtildi. Hükümet Sözcüsü Adam Szlapka, ekibin savcılar, polis ve güvenlik mensuplarından oluşacağını açıkladı. Ancak, ekip üyelerinin isimlerinin kamuoyuna açıklanmayacağı bilgisi verildi. Bu durum, araştırmanın gizliliği ve güvenliği açısından önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.
Polonya’nın Epstein ile Rus istihbaratı arasındaki olası bağlantıları araştırma kararı alması, ülkedeki cinsel istismar olaylarıyla ilgili derin bir soruşturmanın ilk adımı olarak öne çıkıyor. Bu süreç, yalnızca Polonyalı çocukların güvenliği açısından değil, aynı zamanda ülkenin ulusal güvenliği açısından da kritik bir öneme sahip. Tusk’ın yaptığı açıklamalar, bu tür skandalların uluslararası boyutları ve etkileri üzerine dikkat çekiyor.
Özetle, Polonya, Jeffrey Epstein’ın cinsel istismar şebekesiyle ilgili bağlantılarını araştırma kararı almış durumda. Başbakan Tusk, Rus istihbarat servisleriyle bu konudaki olası ilişkileri inceleyen bir ekip oluşturduklarını duyurdu ve Polonya’daki çocukların bu şebekeden etkilenip etkilenmediğini değerlendirmek üzere gerekli adımları atacaklarını belirtti. Tüm bu gelişmeler, Polonya’da cinsel istismar vakalarına karşı hassasiyetin arttığını ve bu tür olayların üzerine gidilmesi gerektiğini göstermektedir.