20 Şubat 2026 Cuma
MEDYA EGE – Buca Belediyesi, erken çocukluk dönemine yönelik eğitim çalışmalarını devam ettiriyor. Bu bağlamda, AÇEV (Anne Çocuk Eğitim Vakfı) iş birliği ile yürütülen “Okuyan Bir Gelecek” projesi ile Yarı Zamanlı Okul Öncesi Eğitim Merkezleri’nde, çocukların dil gelişimlerini desteklemeyi ve onlara kitap okuma alışkanlığını kazandırmayı hedefleniyor.
Belediyenin sosyal medya hesaplarından yapılan açıklamada, proje kapsamında okul öncesi eğitim alan çocukların erken yaşta kitapla buluşturulduğu, böylece dil becerilerinin güçlendirilmesine yönelik çeşitli uygulamaların gerçekleştirildiği ifade ediliyor. Bu çalışmalarla çocukların eğitim hayatına daha donanımlı bir şekilde başlamalarının sağlanması amaçlanıyor. Öte yandan, gerçekleştirilen programlarla çocukların hem bilişsel hem de sosyal gelişimlerinin desteklendiği vurgulanıyor.
Bu projeyle birlikte, çocukların bilişsel becerilerini geliştirmek adına okuma alışkanlıklarının erken yaşta kazandırılması hedefleniyor. Kitaplarla tanışmaları ve özellikle dil gelişimlerinin desteklenmesi, çocukların iletişim becerilerini artırmaya yönelik önemli bir adım. Organize edilen etkinlikler sayesinde, çocuklar hem eğlenerek öğreniyor hem de sosyal becerilerini geliştirme fırsatı buluyorlar.
“Okuyan Bir Gelecek” projesinin temel amaçlarından biri, çocukların kitaplar aracılığıyla hayal gücünü geliştirmek ve kelime dağarcıklarını zenginleştirmektir. Bu sayede çocukların düşünme, anlama ve kendilerini ifade etme yetenekleri gelişiyor. Özellikle erken çocukluk döneminin, bireyin bilişsel ve sosyal gelişimi açısından kritik bir dönem olduğu bilinen bir gerçektir. Bu proje sayesinde Buca Belediyesi, çocukların bu dönemi en verimli şekilde geçirmelerini sağlamak için önemli bir adım atıyor.
Buca Belediyesi’nin, AÇEV ile iş birliği içinde gerçekleştirdiği bu projede, eğitimciler, uzmanlar ve gönüllülerin katkılarıyla uygulanan çeşitli aktiviteler yer alıyor. Okul öncesi eğitim merkezlerinde yapılan etkinlikler arasında hikaye saatleri, drama çalışmaları ve eğitici oyunlar bulunuyor. Bu tür etkinlikler, çocukların sosyal etkileşimlerini artıran ve onların arkadaşlarıyla birlikte keyifli zaman geçirmelerine olanak tanıyan önemli unsurlar arasında yer alıyor.
Sonuç olarak, Buca Belediyesi’nin “Okuyan Bir Gelecek” projesi, erken çocukluk eğitimine dair önemli bir örnek teşkil etmektedir. Bu proje, çocukların kitaplarla buluşmalarını sağlayarak dil gelişimlerini desteklemekle kalmayıp, aynı zamanda onların sosyal ve bilişsel gelişimlerine de katkıda bulunuyor. Eğitici oyunlar ve etkinliklerle dolu bu süreç, geleceğin bireylerini yetiştirmede önemli bir adım olarak karşımıza çıkıyor.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen “futbolda bahis soruşturması” kapsamında, bu sabah itibarıyla 33 kişi hakkında gözaltı kararı verilmiştir. Soruşturma, futbol dünyasındaki bahis faaliyetlerine yönelik devam eden bir sürecin parçasıdır. Başsavcılığın yürüttüğü operasyonla ilgili yeni bir gelişme yaşanmış ve bahse konu kişi veya kişilerin, yöneticisi oldukları futbol kulüpleri ile başka bir takım arasındaki müsabakalar sırasında rakip takımlara bahis oynadığı belirlenmiştir. Bu durum, 6222 sayılı Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun’un 11. maddesine muhalefet iddiası ile sonuçlanmış ve gözaltı tedbirleri uygulanmaya başlanmıştır.
İstanbul merkezli olarak düzenlenen bu operasyon, Türkiye’nin 10 farklı ilinde eşzamanlı olarak gerçekleştirilmiş ve toplamda 33 farklı adreste baskınlar düzenlenmiştir. Operasyonda 32 kişi gözaltına alınırken, bir şüpheli hakkında arama çalışmalarının devam ettiği bildirilmektedir. Bahis soruşturması kapsamında gözaltına alınan yöneticilerin bağlı olduğu kulüpler arasında ise önemli Türk futbol takımları yer almaktadır. Bu kulüpler arasında Antalyaspor, Adana Demirspor, Bodrumspor, Göztepe, Giresunspor, Konyaspor, Alanyaspor, Denizlispor, Kocaelispor, Gençlerbirliği ve Sivasspor bulunmaktadır.
Konyaspor Kulübü Basın Sözcüsü Cengiz Yönet, düzenlenen operasyonla ilgili yaptığı açıklamada, kulübün mevcut yönetiminden bir kişinin yanı sıra geçmiş yönetimlerde görev yapmış dört kişi olmak üzere toplam beş kişinin gözaltına alındığını ifade etmiştir. Konyaspor’un sosyal medya hesaplarında yapılan açıklamada, “6222 sayılı kanun kapsamında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen bir soruşturma çerçevesinde, TÜMOSAN Konyaspor mevcut yönetiminden 1 kişi ile önceki yönetimlerde görev yapmış 4 kişi gözaltına alındığını öğrenmiş bulunmaktayız. Bu adli süreci yakından takip etmekteyiz ve gelişmeleri kamuoyuyla şeffaf bir şekilde paylaşacağız.” ifadeleri yer almaktadır.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, yeni operasyona ilişkin bir açıklama yaparak, “İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen ve kamuoyunda ‘FUTBOLDA BAHİS-ŞİKE’ olarak bilinen soruşturma kapsamında; profesyonel futbol liglerinde mücadele veren futbol kulüplerinin yöneticileri arasında yapılan araştırmalar sonucunda, bahis hesabı bulunduğu tespit edilen ve yöneticisi olduğu takım ile başka bir takım arasında futbol müsabakası sırasında rakip takıma bahis oynadığı belirlenen 33 şüpheli hakkında 6222 sayılı Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun’un 11. maddesine muhalefet iddiası ile 20.02.2026 tarihinde İstanbul merkezli 10 farklı ilde eşzamanlı olarak arama yapılarak gözaltı işlemi gerçekleştirilmiştir.” demiştir.
Başsavcılık ayrıca, “Operasyon sonucunda 32 şüpheli yakalanmış olup, diğer bir şüpheli hakkında arama çalışmaları devam etmektedir. Türk futbolunda şike iddiaları ve yasadışı bahis suçlarına karşı kararlı bir mücadele yürütmekteyiz.” şeklinde bilgi vermiştir. Bu açıklamalar, Türkiye’de sporun temizlenmesi adına atılan önemli adımları gösterirken, toplumun bu konuda ne denli duyarlı olduğunu da ortaya koymaktadır.
Erdemli Cumhuriyet Başsavcılığı’nın koordinesinde, Mersin İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ve Erdemli İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri tarafından önemli bir operasyon gerçekleştirildi. Bu operasyon, Türk Ceza Kanunu’nun 227’nci maddesi kapsamında düzenlendi ve geniş bir yelpazede suçluları hedef aldı. Sonuç olarak, toplamda 29 şüpheli yakalanarak adli mercilere sevk edildi. Yakalanan bu şüpheliler arasında, hâkim karşısına çıkan 13 kişi tutuklanırken, 13 kişi de adli kontrol tedbiri uygulanmak üzere serbest bırakıldı.
Operasyon sırasında, şüphelilerin ikamet ve iş yerlerinde yapılan aramalarda büyük miktarda suç unsuru ele geçirildi. Bu aramalarda, toplam 42 bin TL nakit para, 2 adet pompalı tüfek, 1 adet kırma tüfek ve buna bağlı olarak 13 adet kartuş bulundu. Ayrıca, 3 adet tabanca ve 27 adet fişek de güvenlik güçleri tarafından ele geçirildi. Bunların yanı sıra, 28 adet cep telefonu ile 28 adet uyuşturucu hap da operasyonun bir sonucu olarak yakalandı. Ele geçirilen bu malzemelerin yasa dışı faaliyetlerde kullanıldığı düşünülmekte ve bu durum ilgili birimlerin dikkatini çekmektedir.
Operasyonun bir başka önemli boyutu da, suçtan elde edildiği düşünülen mal varlıklarına el konulmasıdır. Elde edilen bilgilere göre, 51 adet tapu ve 27 adet araca el konuldu. Bu durum, düzenlenen operasyonun yalnızca suçluları yakalamakla kalmayıp aynı zamanda suç gelirlerinin aklanmasını önlemek ve toplumda daha güvenli bir ortam sağlamak için de atılmış bir adım olduğunu göstermektedir. Olayla ilgili olarak soruşturmanın devam ettiği bildirilmektedir ve emniyet güçleri bu süreçte detaylı bir çalışmaya ekipleriyle birlikte devam etmektedir.
Bu tür operasyonlar, toplum güvenliğini sağlama noktasında kritik bir öneme sahiptir. Mersin İl Emniyet Müdürlüğü ve Erdemli İlçe Emniyet Müdürlüğü’nün birlikte yürüttüğü bu operasyon, yerel yönetimlerin suçla mücadeledeki kararlılığını ve etkinliğini göstermektedir. Hem yerel halkın güvenliği için hem de suçluların yakalanıp adalet önüne çıkarılması açısından bu tür çalışmaların aralıksız devam etmesi gerektiği görülmektedir. Soruşturmanın sonuçlanmasının ardından, topluma daha fazla bilgi aktarımı yapılması ve sürecin şeffaf bir şekilde sürdürülmesi de oldukça önemli. Zira, toplumsal huzurun sağlanması ve suçu teşvik eden unsurların ortadan kaldırılması için bu tür çalışmalar devam ettirilmelidir.
Manisa’nın Turgutlu ilçesinde, 25 Ekim 2023 tarihinde meydana gelen toprak kayması nedeniyle İstanbul-İzmir Otoyolu’nda çalışmalar hız kesmeden devam ediyor. Olayın ardından, otoyol, güvenlik gerekçesiyle kapatıldı ancak ekiplerin yoğun çabasıyla kontrollü olarak yeniden ulaşıma açıldı. Otoyol üzerindeki tahribatın giderilmesi için gerekli önlemler alınmakta ve hem güvenliği sağlamak hem de trafiğin akışını düzenlemek amacıyla çalışmalar sürdürülmektedir.
Koldere mevkisinde gerçekleşen toprak kayması sonucu, yamaçtan kopan toprak ve kaya parçaları otoyolun İstanbul yönünü kapattı. Ekipler, bu parçaların etkili bir şekilde kaldırılabilmesi için iş makineleriyle yoğun bir şekilde çalışıyor. Alandaki toprak ve kaya kütlelerinin kaldırılmasına yönelik çalışmalar titizlikle yürütülürken, yamaçtaki heyelan riskine karşı da sürekli bir inceleme süreci devam ediyor. Bu süreçte, yağan yağmur nedeniyle oluşan su birikintileri de tahliye edilmektedir.
Toprak ve kaya parçaları, iş makineleri aracılığıyla kamyonlara yüklenerek bölgeden taşınıyor. Jandarma ekipleri, güvenliği sağlamak ve oluşabilecek daha büyük tehlikeleri önlemek için bölgede düzenli olarak bant aktarım hizmeti gerçekleştiriyor. Bu şekilde, yolun kontrollü olarak kullanılabilmesini sağlamakta ve sürücülerin güvenliğini ön planda tutmaktadır.
Öncelikle, Turgutlu ile Saruhanlı ilçeleri arasında bulunan Koldere mevkisindeki toprak kaymasının meydana gelmesiyle birlikte, otoyol güvenlik gereksinimleri nedeniyle kapatıldı. Ekiplerin gerçekleştirdiği dubalama ve işaretleme çalışmasının ardından, heyelan bölgesinde bant aktarımı yapıldı ve yol kontrollü bir şekilde trafiğe açıldı. Bu aşamada, güvenlik kuvvetlerinin uyanıklığı sayesinde, toprak kaymasının yola düşmemesi için önlemler alınarak durumu kritik hale gelmeden çözüme kavuşturuldu.
Özetle, Manisa’nın Turgutlu ilçesinde meydana gelen toprak kayması, İstanbul-İzmir Otoyolu’nda trafiği olumsuz etkilemiş olsa da, ekiplerin hızlı ve etkili müdahaleleri sayesinde yol yeniden ulaşıma açılmıştır. Jandarma ve diğer güvenlik güçlerinin durumu kontrol altında tutması, motorlu taşıtların güvenli bir şekilde seyahat etmelerine olanak tanımaktadır. Alanda gerçekleşen inşaat ve temizlik çalışmaları, toprak ve kaya parçalarının etkili bir şekilde kaldırılmasını hedeflemekte, bölgedeki heyelan riskinin en aza indirilmesi için yoğun bir çaba sarf edilmektedir.
Son günlerde, ABD’nin İran çevresindeki askeri yığınağını artırmasıyla birlikte, bölgede gerilim oldukça yükseldi. Bu gelişmeler sürerken, İngiltere hükümetinden ABD’ye gelen bir veto dikkat çekti. ABD Başkanı Donald Trump, İran’a yönelik muhtemel saldırılarda Hint Okyanusu’ndaki Diego Garcia askeri üssünü kullanabileceklerini belirtmişti. Ancak İngiltere, ABD’ye İran’a yönelik saldırılar için kendi topraklarındaki askeri üslerin kullanımına onay vermedi. İngiltere Hükümeti Sözcüsü, “Operasyonel konular hakkında yorum yapmıyoruz. ABD ve İran arasında İngiltere’nin de desteklediği devam eden siyasi bir süreç var. İran, asla bir nükleer silah geliştirmemeli ve bizim önceliğimiz bölgenin güvenliği” şeklinde bir açıklama yaptı.
Bu gelişmelerin ardından, İngiltere Başbakanı Starmer, ABD hükümetinin Chagos Anlaşması’na resmi desteğini vermesi üzerine bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. The Times gazetesinin haberine göre, Starmer ve Trump, Trump’ın İran’ın nükleer programıyla ilgili ültimatomunu ele aldı ve Trump, ertesi gün Chagos anlaşmasını eleştiren açıklamalar yaptı. Bu durum, iki ülke arasında artan gerilimlerin yanı sıra, uluslararası ilişkilerdeki karmaşık dinamikleri bir kez daha gün yüzüne çıkarmaktadır.
Trump, “ABD’nin, İran’a karşı var olan tehlikeleri ortadan kaldırmak için Diego Garcia ve RAF Fairford’daki havaalanını kullanması gerekebilir,” diyerek, İngiltere’nin Hint Okyanusu açıklarındaki Diego Garcia Adası üzerindeki kontrolünü sıkıca koruması gerektiğini vurguladı. Trump, İngiltere Başbakanı Starmer’ı eleştirerek, “En iyi ihtimalle 100 yıllık bir kira sözleşmesi imzalayarak, Diego Garcia üzerindeki kontrolünü kaybetmemelidir. Bu topraklar, İngiltere’den alınmamalıdır ve eğer alınırsa, bu bizim büyük müttefikimiz için bir felaket olacaktır,” ifadelerini kullandı. Bu açıklamalar, ABD’nin Diego Garcia’nın stratejik önemine verdiği değerin altını çizmektedir.
Diego Garcia Adası, 1970’li yıllardan bu yana ABD’nin stratejik bombardıman uçaklarının bulunduğu bir askeri üs olarak görev yapmaktadır. Trump’ın bu üssü ön plana çıkarması, ABD’nin bölgedeki askeri varlığını artırma çabalarını yansıtmaktadır. ABD, geçmişte Orta Doğu’da askeri operasyonlar düzenlemek için İngiltere’nin Gloucestershire bölgesindeki RAF Fairford üssünü ve Diego Garcia’yı kullanmıştı. Ancak mevcut anlaşmalar gereği, ABD’nin askeri operasyonlar gerçekleştirmeden önce, İngiltere’nin egemen askeri üslerini kullanmak için izin alması gerekmektedir.
Sonuç olarak, ABD ile İngiltere arasındaki bu gerginlik, uluslararası ilişkilerdeki stratejik dengelerin ne denli hassas olduğunu gözler önüne sermektedir. ABD’nin İran ile ilişkilerindeki belirsizlik, Hint Okyanusu’ndaki askeri üslerin kullanımını etkileyerek, İngiltere’nin bölgedeki rolünü sorgulatmaktadır. Her iki ülkenin de karşılıklı çıkarları ve güvenlik kaygıları doğrultusunda nasıl bir yol haritası çizeceği, önümüzdeki dönemde belirleyici olacaktır.