13 Ocak 2026 Salı
MEDYA EGE – Urla Belediyesi, Dokuz Eylül Üniversitesi ve Urla Kent Konseyi Engelli Meclisi birlikte çok anlamlı bir projeye imza atıyor. Engelli bireyleri sanatla buluşturacak olan seramik kursu, toplumun farklı kesimlerini bir araya getirerek, sanatsal bir deneyim sunmayı amaçlıyor. Bu kursun, katılımcılar üzerinde dönüşüm sağlayarak bir iyileşme sürecine olan katkısı_expectedir.
Urla Belediyesi’nin sosyal medya hesapları üzerinden yapılan açıklamaya göre; kursun teması, toprağın dönüştürücü gücünden ilham alarak oluşturulmuştur. Bu bağlamda, katılımcıların hem üretmenin heyecanını hem de birlikte en güzel eserleri yaratmanın mutluluğunu yaşaması hedeflenmektedir. Tüm bunlarla birlikte, seramik çalışmaları sanatı herkes için erişilebilir kılma amacı taşımaktadır. Böylelikle katılımcılar, kendilerini ifade etme ve üretme fırsatı bulurken, aynı zamanda sosyal etkileşimde bulunma şansı elde edecekler.
Bu özel seramik kursu, 16 Ocak 2026 tarihinde başlayacak ve her Cuma günü 15.00-17.00 saatleri arasında düzenli olarak Atatürk Kültür Merkezi Sarnıç Salonu’nda gerçekleştirilecektir. Katılımcılar, kursa katılmak için 0553 052 50 76 numaralı telefon üzerinden detaylı bilgi alabilecekler. Program, hem sanatsal hem de sosyal bir etkileşim alanı sunarak, engelli bireylerin günlük yaşamlarındaki zorlukları aşmalarına yardımcı olmayı hedefliyor.
Urla Belediyesi bu sosyal sorumluluk projesi ile engelli bireylerin sosyal hayata katılımını artırmak ve sanat yoluyla güçlenmelerine katkı sağlamak istemektedir. Proje, katılımcılar arasında dayanışma ve birlikte üretim ruhunu pekiştirmeyi de amaçlamaktadır. Sanatın, bireylerin hayatındaki olumlu etkisi göz önünde bulundurulduğunda, bu seramik kursunun katılımcılara yeni beceriler kazandırmanın yanı sıra kendilerini ifade etme alanları da sunması öngörülmektedir.
Sonuç olarak, Urla Belediyesi, Dokuz Eylül Üniversitesi ve Urla Kent Konseyi Engelli Meclisi tarafından düzenlenen bu seramik kursu, engelli bireylerin sanatsal yeteneklerini geliştirmesi, sosyal bağlarını güçlendirmesi ve kendilerine dair yeni bir perspektif kazanmaları için önemli bir fırsat sunmaktadır. Bu tür sosyal projelerin, engelli bireylerin toplum içindeki yerini güçlendirerek, onları destekleyen bir kültür oluşturmak adına ne denli önemli olduğu bir kez daha gözler önüne serilmektedir. Proje hayata geçtiğinde, katılımcılarla birlikte sanatsal yaratımların ortaya çıkması ve bu süreçte oluşacak bağların, toplumsal anlamda büyük bir katkı sağlaması beklenilmektedir.
Yangın, İnegöl ilçesinin Hamidiye mahallesi Pazar Sokak üzerinde yer alan 3 katlı bir apartmanın 3. katında meydana geldi. Olayın nedeni olarak, elektrikli sobanın halıya devrilmesi gösterilmektedir. Yangın çıktığında, apartman dairesinde kiracı olan V.H. isimli şahıs, alevlerin arasından zorlukla dışarı çıkmayı başardı. Yangının ihbar edilmesi üzerine, olay yerine itfaiye, 112 acil sağlık ve polis ekipleri sevk edildi.
Yardım ekipleri, yangın esnasında üst katta mahsur kalan çocukları ve 5 kediyi kurtarmak için hızlı bir şekilde müdahaleye geçtiler. Ekipler, bahsedilen 5 kediden 3’ünü başarılı bir şekilde kurtardı. Ancak, dumandan etkilenen çocuklar ve kediler tedavi altına alındı. Olay yerindeki sağlık ekipleri, kalbi duran 2 kediye hemen kalp masajı yaparak, onları ambulansa taşıdılar ve oksijen verilmesi için gerekli tedbirleri aldılar.
Yangın esnasında mahsur kalan 5 kediden maalesef 2’si, yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Ev sahibi Vildan Hasdemir, kedilerinin ölümünü öğrendiğinde gözyaşlarına boğuldu. Yangın, itfaiye ekipleri tarafından kısa sürede kontrol altına alınarak söndürüldü. Bu olay sonrasında yangının çıkış gerekçesi üzerine bir soruşturma başlatıldı.
Yangın olayı, apartmanın sakinleri ve çevredekiler için büyük bir korku ve üzüntü kaynağı oldu. Yangının çıkış nedeninin araştırılması ve benzeri olayların bir daha yaşanmaması için gerekli önlemlerin alınması gerektiği konusunda çeşitli çağrılar yapıldı. Yangından etkilenen çocukların ve kedilerin sağlık durumları ile ilgili de gelişmelerin takip edilmesi gerektiği vurgulandı.
İnsanların bu tür kazalara karşı daha dikkatli olmaları, özellikle yangın gibi can ve mal kaybına yol açabilecek durumlarda tedbirli olmaları gerektiği gerçeği bir kez daha ön plana çıktı. Ayrıca, ülkemizde yangın güvenliği konusunda farkındalığın artırılması için eğitim ve bilgilendirme çalışmaları yapılmasının önemi anlatıldı.
Son olarak, yangın olayının ardından hem ev sahibi hem de kiracının, kaybettikleri kedileri için duygusal bir kayıp yaşadığı gözlemlendi. Yangının neden olduğu maddi ve manevi kayıplar, afetlerin ne kadar yıkıcı olabileceğini bir kez daha gözler önüne serdi.
İzmir Büyükşehir Belediyesi, 1994 yılında trafik kazasında hayatını kaybeden gazeteci Barış Selçuk’un anısını yaşatmak ve genç gazetecileri teşvik etmek amacıyla bu yıl 26’ncısını düzenlediği Barış Selçuk Gazetecilik Yarışması’nda dereceye girenlere ödüllerini takdim etti. Bu özel etkinlik, tarihi Havagazı Fabrikası’nda gerçekleştirildi ve unutulmaz anların bir araya geldiği bir tören haline dönüştü.
Etkinlikte bir konuşma yapan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, gazeteciliğin kamuoyu ve vicdan açısından ne denli hayati bir işlev taşıdığını vurguladı. Tugay, gazetecilik mesleğinin önemini pekiştirerek, bu yarışmanın genç gazetecilerin kariyer yollarında nasıl bir kaynak olabileceğine dikkat çekti. Barış Selçuk’un anısının yaşatılmasının, mesleki bilinç ve sorumluluk adına genç kuşak gazetecilere ilham kaynağı olacağını ifade etti.
Ödül töreninde, jüri tarafından belirlenen dört ana dalda ödüller sahiplerini buldu. “Ulusal Haber” kategorisinde birinciliği, Sözcü Gazetesi’nden Özgür Cebe kazanırken, Birgün Gazetesi muhabiri İsmail Arı Hande Mumcu Özendirme Ödülü’nü elde etti. Bu kategori, gazetecilik pratiğinin en üst düzeyde birer örneği olarak kaydedildi.
“İzmir Kent Haberi” dalında ise Yenigün Gazetesi’nden Nurcan Etik birincilik ödülüne layık görüldü. Bu dalda Hande Mumcu Özendirme Ödülü ise 9 Eylül Gazetesi’nden Ömer Ceylan’a verildi. Her iki ödül de yerel haberciliğin önemine vurgu yapan etkileyici çalışmaların bir parçası olarak değerlendirildi.
“İzmir Kent TV Haberi” kategorisinde ise birinciliğe Halk TV’den Yağmur Beril Varol ve Şahin Karaşahin layık görüldü. Hande Mumcu Özendirme Ödülü ise Hakan Gözalan ve Mustafa İç gibi yetenekli gazetecilere takdim edildi. Bu başarılar, televizyon haberciliğinin dinamik yapısının ve yerel haberleri kapsamlı bir şekilde ele almanın ne denli önemli olduğunu gözler önüne serdi.
Haber alanının görsel yönünü temsil eden “Haber Fotoğrafı” dalında ise Anadolu Ajansı’ndan Mehmet Emin Mengüarslan birincilik ödülünü aldı. Mengüarslan, ödülünü Türkiye Foto Muhabirleri Derneği Başkan Yardımcısı ve Ege Bölgesi Temsilcisi Şükrü Akın’dan aldı. Kategorinin Hande Mumcu Özendirme Ödülü ise yine Anadolu Ajansı’nın kıdemli foto muhabiri Mahmut Serdar Alakuş’a verildi. Bu ödüller, fotoğrafların haberin gücüne katkısını ve gazetecinin bakış açısını ortaya koyan önemli örnekleri temsil ediyor.
Bu yıl düzenlenen Barış Selçuk Gazetecilik Yarışması, hem anma hem de teşvik amacı güden bir etkinlik olarak katılımcılara ve izleyicilere önemli mesajlar iletti. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın vurguladığı gibi, gazetecilik dünya genelinde demokratik bir yapının temel taşlarından biri olmaya devam ediyor. Bu tür etkinliklerin, gazetecilik mesleğinin geleceği üzerine olumlu katkıları olması bekleniyor.
ABD Merkez Bankası (FED) Başkanı Jerome Powell, şu anda bir federal soruşturma ile karşı karşıya kalmış durumda. ABD Adalet Bakanlığı, Powell hakkında, Senato’ya verdiği ifadeler ve FED binalarındaki tadilatlarla ilgili olarak bir inceleme başlattı. Powell, bu durumu bir videoyla duyurarak, Adalet Bakanlığı’nın kendisine Senato komitesine verdiği FED binalarının tadilatıyla ilgili bilgiler sebebiyle celp gönderdiğini ve bunun ardından da suçlamalarla tehdit edildiğini ifade etti. FED Başkanı, bu soruşturmanın, eski ABD Başkanı Donald Trump’ın kendisine karşı duyduğu öfke nedeniyle başlatıldığını düşündüğünü dile getirdi.
Powell, söz konusu soruşturmanın; FED’in faiz oranlarını kanıtlar ve ekonomik koşullara göre belirleme yetisini etkileyip etkilemeyeceği ya da para politikasının siyasi baskı ve sindirme yoluyla yönlendirilip yönlendirilemeyeceği konularında önemli olduğunu vurguladı. “Hukukun üstünlüğüne ve demokrasimizdeki hesap verilebilirliğe derin bir saygım var. Hiç kimse, özellikle de FED başkanı hukukun üzerinde değildir,” diyen Powell, bu emsalsiz eylemin yönetimin tehditleri ve sürekli baskıları çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Eski Başkan Trump, Powell’ı faiz oranlarını beklediği hızda düşürmediği nedeni ile sürekli eleştiriyordu. Trump, Powell’ı görevden alma tehdidini tekrar tekrar gündeme getiriyordu. Özellikle 30 Aralık’ta yaptığı bir açıklamada, gazetecilerin “FED Başkanı’nın istifa etmesi isteyecek misiniz?” sorusuna yanıt vererek, “Evet, istifa etmelidir, buna çok yaklaştık. Onu kovmak isterdim, ama çok yaklaştık,” demişti. Bu tür ifadeler, Trump’ın Powell’a karşı duyduğu memnuniyetsizliği açıkça ortaya koydu.
FED, şimdiye kadar başkent Washington D.C.’de bulunan Eccles ve 1951 Constitution Avenue binalarının 1930’lardan beri geçirdiği en büyük tadilatı gerçekleştirmek üzere çalışmalar yürütüyor. Bu binaların yenilenme ve modernizasyon çalışmaları, aynı zamanda sağlık ve güvenlik önlemlerini de kapsıyor. Dolayısıyla, bu tadilatlar FED için hayati öneme sahip. Ancak, bu tadilatlar ve Powell’ın durumu, Trump ve diğer siyasi liderlerin FED üzerinde yarattığı baskıyı da gözler önüne seriyor.
Özetle, Jerome Powell’ın karşılaştığı bu durum, sadece kendisinin değil, aynı zamanda FED’in bağımsızlığı açısından kritik bir mesele. Soruşturmanın sonucunun FED’in para politikaları üzerinde yaratacağı olası kararlara etki etmesi bekleniyor. Powell, bu bağlamda, FED’in bağımsızlığını koruma çabası içinde, hukukun üstünlüğü ve demokrasinin önemini bir kez daha vurguladı. Donald Trump’ın yarattığı tehditler, zamanla FED’in faaliyetlerini yönlendirebilir; bu da ekonomide belirsizlik yaratabilir. Her ne kadar Powell, hukukun üstünlüğü çerçevesinde ve bağımsız bir şekilde politika belirleme çabalarında kararlı görünse de, siyasi tehditlerin varlığı, ekonominin geleceği üzerinde gölgeler bırakabilir.
İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Kent Tarihi, Tanıtım ve Turizm Dairesi Başkanlığı, kentteki tarihi ve kültürel mirasa sahip çıkan çalışmaları özendirmek amacıyla her yıl düzenlediği Tarihe Saygı Yerel Koruma Ödülleri’nin 21’incisini gerçekleştirdi. Bu yıl İzmir il sınırlarından gelen 72 başvuru arasından, Seçici Kurul’un yaptığı inceleme sonucunda ön elemeyi geçerek ödül töreninde onurlandırılan 50 başvuru belirlendi. Ödül töreni, Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Törene, çeşitli belediyelerin başkanları, iş insanları, bürokratlar ve vatandaşlar katılım gösterdi. Açılışta Levni Band Grubu, Sami Hosseini’nin şefliğinde “Diriliş” adlı bir ritm kompozisyonu sundu.
Dr. Cemil Tugay: “Sizler iyi ki varsınız”
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, ödül töreninde yaptığı konuşmada, bu önemli yarışmanın geçmişten günümüze köprü kurmanın gerekliliğini vurguladı. Tugay, “Bir kenti kent yapan şey, yalnızca ayakta duran yapılar değil. O yapıların içinde sürdürülen hayatlar ve biriken hikayelerdir. Yani sizler varsınız, iyi ki varsınız” dedi. Kültürel mirasın korunmasının sadece tarih ile ilgili bir mesele olmadığını, kimlik ve yaşam kalitesi ile de bağlantılı olduğunu belirtti. Tugay, ödül alan projelerin her birinin, kültürel mirası yaşatma noktasında büyük bir katkıda bulunduğunu ifade etti.
“İyi örnekler cesaret verir”
Tugay, kültürel mirasın korunmasının tüm toplumun ortak sorumluluğu olduğunu ve bu sorumluluğun yalnızca uzmanlardan ibaret olmadığını dile getirdi. “İzmir, kültürel miras açısından yalnızca yüzeyde değil, derin bir geçmişe sahiptir. Geçmişimiz doğru biçimde anlaşılmadığında, bugünkü kent kimliğimiz doğru olamaz” diyen Tugay, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin arkeolojik kazı çalışmalarına verdiği desteği de vurguladı. Ödüller sayesinde geçmişin sadece anlatılan bir hikaye olmadığını, gündelik yaşam içinde yaşayan ve geleceğe aktarılan bir değer haline geldiğini belirtti.
Prof. Dr. Nuran Zeren Gülersoy: “Uluslararası ödüller arasında özel bir yere sahip”
2025 Seçici Kurul Başkanı Prof. Dr. Nuran Zeren Gülersoy, Tarihe Saygı Ödülleri’nin yerel yönetimler arasında kültürel mirası koruma yönünde tek program olarak öne çıktığını belirtti. Ödüllerin 21. kez verilmesinin ve sürekli yeniliklerle devam etmesinin, onu uluslararası ölçekte de önemli kıldığını söyledi.
Ödül Komitesi: “Ödülün odağı yurttaş”
Ödül Komitesinin temsilcisi Prof. Dr. Emel Göksu, ödülün temel odağının yurttaş olduğunu dilerek, bu ödülü vatandaşa verdiklerini vurguladı. Türkiye’de pek çok ödülden farkı olarak bu ödülün sivil bir nitelik taşıdığını ve koruma eyleminin öznesi olan insana teşekkür ettiklerini ifade etti.
Ödül Kategorileri ve Kazananlar
Tarihe Saygı Yerel Koruma Ödülleri, birçok kategoride ödüller sundu. Bu kategoriler arasında “Tarihi Yapıda Yaşam,” “Esaslı Onarım” ve “Tarihi Çevre ve Kültür Varlıklarını Koruma” gibi başlıklar yer aldı. Her kategori çeşitli projelerle katılım gösterdi. “Tarihi Yapıda Yaşam” ödülleri arasında Birgi’deki Necla Umur Evi ve Buca’daki Filippucci Evi yer alırken, “Esaslı Onarım” ödülü Arkas Sanat Göztepe – Ayşe ve Seniha Mayda Köşkü’ne